3 Ocak 2014 Cuma

İnsanın öz iradesi var mı?


Karar verirken aslında zihin değil bilinçaltı tercihini yapıyor diyor bilim adamları. Biz düşünüp taşınarak karar verdiğimizi düşünsekte içerde duygular insanı bariz bir yöne itiyor. Yani ne kadar düşünsekte sonucu içerden gelen duygu dalgaları belirliyor. Peki,  "insanın duyguları ağır basıyor işte" geyiği aslında amanda doğru olmayanı seçtim anlamına gelmiyor mu? O zaman biliçaltı ne demeye bizi yanlış yönlediriyor sorusuna cevap lazım şimdi.


Bir yandan ne tuhaf


Bir yandan algılar açılıp insanlar kendini geliştirmeye aç ve susuz bir boğa gibi saldırırken
Bir yandan savaşlar, iftiralar ve doymak bilmez egonun hükümdarlığına ulaşma arzusu ne tuhaf..

Bir yandan doğanın en saf haline dönmek ve ilkel bir varlık gibi dillerde yaşama planları yaparken
Bir yandan yüksek binaların akıllı dedikleri milyon dolarlık yapılarına ulaşma hayalleri ne tuhaf

Bir yandan Ferrari gibi sahip olduğumuz birçok 'pahalı şey' ile başarmış bir hayata ulaşmışken
Bir yandan herşeyi satıp bilge olmak, sonra dönüp bilgeliği satmak ne tuhaf  

Bir yandan sağlıklı beslenmek ne güzel kelime, bitkiler, otlarla mucizevi fizyolojiye ulaşmaya çalışırken
Bir yandan en son teknolojinin sihirli dokunuşlarına merak ne tuhaf

Bir yandan olanı benim eserim diye bak nasıl ama diye güle oynaya anlatırken
Bir yandan olmayınca Tanrı'ya dönüp dilenci gibi bana bunu ver şunu ver demek ne tuhaf

Bir yandan Tanrı'ya ağlayıp, yalnız sana güveniyorum diyerek terapi isterken
Bir yandan O'nun dediklerini dinlemek hiç akla gelmez, ne tuhaf

Bir yandan manevi kitapları adres göstererek ahlak budalası kesilirken
Bir yandan çalarak, hak yiyerek, kendi ailesine öldüresiye şiddet uygulayarak dindar olmak ne tuhaf

Bir yandan şahane fikirlerim, müthiş arzum var derken
Bir yandan ahh şu olsa bu olsa diyerek Garfield gibi yayılmak ne tuhaf

Bir yandan çok sevilmek için yanıp tutuşurken
Bir yandan çok sevilip boğulmaktan deli gibi korkmak ne tuhaf

Bir yandan özlemek çok zor derken
Bir yandan 'tek başıma olmayı özledim ya!' demek ne tuhaf

Bir yandan en nefret ettiğim şey yalan, sözünde durmamak, adil olmamak derken
Bir yandan dönüp çocuğundan başlayarak bunları bütün dünyaya yapmak ne tuhaf

Bir yandan sevildiğimi bilsem 10 adım giderim derken
Bir yandan aynı cümleyi karşı tarafında söylediğini duymamak ne tuhaf  

Bir yandan kaşıkla verirken
Bir yandan kaşığı bile hak etmeden kepçeyle istemek ne tuhaf

ve bu tuhaflıklara aldanacağımızı zannetmek çok tuhaf...