27 Aralık 2014 Cumartesi

Sana kişilik bahçemin dikenli tellerini göstereyim bebeğim..




Başkası istiyor diye yapmaktan hoşlanmadığınız, yada size yapılmasından hoşlanmadıklarınızı her seferinde o densize açıkça söyleyin. Duygusal risk almak, sınırları korumak  konsantrasyon ve çaba gerektirir. Ama sonu muhteşemdir.

İstemediğiniz ne ise bunu açıkça net bir şekilde ifade edin. 
Suçlama, yargılama yapmadan.
Karşınızdaki kişinin kişiliğine saldırmadan.
Yani pozitif ve sakin bir duruşla incitmeden yapın.
Bu konuda ısrarcı olun, her seferinde söylemekten bıkmayın, ama hatırlayın sakin ve pozitif.

Hala anlamadı mı? vitesinizi davranışlarınıza takın.

Davranışlarınızla ona anlatın, yol gösterin.
Davranışlarınızla onu dövmeden, sakin ve pozitif bir duruşla.
Bu konuda ısrarcı olun, her seferinde farklı davranmaktan bıkmayın, ama hatırlayın sakin ve pozitif.

Zaman verin.. her şey bir günde değişmez..

Hala anlamadı mı? 

1- Kişi hayatınızda vazgeçemeyeceğiniz biri mi? yani ailenizden, iş arkadaşlarınızdan biri yada birlikte yaşamak zorunda olduğunuz biri ise, davranışa konu olan durumlarla muhattap olmayın. İş ise konuşmayın, hayalleriniz ise anlatacak başka birini bulun, yada yemekten cinselliğe herhangi bir konu ise kestirip atın. Sessiz sakin ve pozitif yine.. burada amaç güç savaşları değil, sadece sınırları korumak.

2- Kişi dış kapının dış mandalı ise, yokluğu hayatınızda hiçbirşey kaybettirmeyecekse, ona kapıyı gösterin. Hayallerinize ayırmanız gereken zamanınızı, enerjinizi ve gayretinizi kimseye çaldırmayın. 


Sevgiyle,


26 Aralık 2014 Cuma

Neden aptalca vericisiniz?

İnsanlara bol kepçe verdiğiniz zaman fazlasını isterler ve veren taraf olmanızı isterler bıkmadan. Siz vermekten bıktığınız zaman ise geçmiş olsun artık iyi kişi olmaktan kötü kişiye terfi edersiniz. Biraz şanslıysanız vasata geçersiniz.

Tanıdık geliyor mu?

Zihninize anılar saldırırken "Bunu biliyorum işte bu benim! bu yüzden insanlardan hep zarar görüyorum " dersiniz. Değişmeye and içersiniz ama gelin görün ki hücrelerinize yapışmış bolkepçe manyakça veren virüsünüz sizi bir türlü rahat bırakmaz. Lafta bilirsiniz ama icraatta sınıfta kalırsınız hep. Sanki verebileceğinizden azını verirseniz insanlığınızdan bir şey kaybedeceğinizi hissettirir içinizdeki lanet olası insan sevgisi.


Zavallı çocuk. Sen insanları sevmeye devam et elbette, kendini bu yolla sevebiliyosun çünkü. Değersizleşmeye giden 10 yol diye saysam eminim güzel ruhunun içine eden sana dair 10 davranış sayarım. Devam etsem yüzelercesini bile çıkarabilirim büyükten küçüğe ah ahh.

Herkes almak ister veren olduktan sonra bu çok normal. Seni sevenler olduğu kadar sevmeyenlerin de olacak bu kötü birşey değil. Doğa böyle. Şimdi rahat ol ve bırak insanlar sevmediği kadar seni sevmesin git bu özgürlüğünü yaşa. Doğada sevilmeme hakkını kullan. Aslında sen böyle yaptıkça.. daha çok sevileceksin be çocuk.. al sana ters çaba kuralı, neyden kaçarsan o seni kovalar.





Sevgiyle,

10 Ağustos 2014 Pazar

Şanslısın Tanrı'nın senin için daha iyi bir planı var


Kandırma kendini Tanrı başkasına kıyak geçmiyor. Bugün sen acı çekiyosun diye, başkaları da çekmek zorunda değil. Herkes hayatının belli dönemlerinde acı çeker. Aynı zamana denk gelmesini neden istiyorsun? ne saçma..

Herşey sana değil. Ama senin direncin hep sana.

Acıyı doğuran beklentidir. Beklentiler, sonuca duyulan bağımlılık. Unutma olmaması gereken şeyleri sen Tanrıdan daha iyi bilemezsin. Tanrı'nın sunacaklarından çok kendi beklentilerinde diretiyorsan,  daha çok beklersin acıyla. Diren direnebildiğin kadar, ne zaman ki direnmekten vazgeçtin, bil ki o zaman herşey düzelecek. Sen bu tür şeyler için  "zaman herşeyin ilacı" diyeceksin ama ilaç direnmekten vazgeçtiğin an damarlarına enjekte olur. İlacın şimdiki zaman olsun. Direnerek geçirmeyi arzuladığın  acı dolu günlerin/ayların değil. Yazık sana...

Acı varsa bil ki hala beklentidesin ve hala onunla tek bağını(acı ile) koparmak istemediğin için. Acıdan vazgeçince beklentinden de vazgeçeceksin ve sana asıl zor gelen bu. Kendin çok biliyorsun ya, hiç Tanrı aklına gelmiyor. Senin seçeneğin yoksa Tanrı'nın da mı yok sanıyorsun? Sen tek seçenek diye görüyorsun da Tanrı'nın planında seçenekler deryaları var başını çevirip görmüyorsun. İlla sen halleceksin ya herşeyi!

Beklentinden vazgeçtiğin an acı bitecek. Ne istediğini sorgulamak ve daha iyi bir hayat planı için bunu yapmak zorundasın. Tanrının senin için hazırladığı diğer seçeneklerle bir an evvel buluşmak için buna ihtiyacın var. Şöyle düşün, Tanrı diyor ki, bırak onu senin için daha iyi planlarım var, sen olmaz olmaz ben bunu istiyorum diyorsun.. sen kimsin ki Tanrıdan daha iyi bileceksin be çocuk?

Hayat herkese aynı hayat. Böyle bak hayata, kötüde iyilik beklemeye başla, baktın olmuyor de ki; "Tanrım sen benden daha iyi çözersin bu durumu, ben halledemiyorum, lütfen benim yerime sen hallet" de. Ve dön git düşünme bir daha.. Bak nasıl birden herşey renk değiştirecek, renklenecek herşey........
Heyecanlan bilmediğin geleceğin için, Tanrı'nın "vay bee" dedirtecek sürprizleri için....

 Sevgiyle..

1 Mart 2014 Cumartesi

Ben yaşam nefesiyim


Yaşamak için en güzel nedenin benim, tahammülsüzlüğün sınırında bana bak, ışık ışık deryaları gösterdiğim zamanları hatırlıyor musun? Yine yaparım çünkü senin sonsuz alternatifin benim. Ben gitmek istediğin yegane yer'im, güneş tependeyken off çektiğin an alplere, sokakta donarken şömine başına.. navigasyonunun her sokağı sadece bana çıkıyor bak.

Acında, kaygında, hayalkırıklığında benim eksikliğim var. Bütün sorunlarının cevabı benim, çözdüğün problemlerin çıkan rakamıyım yüzünü güldüren..

Bazen bir çiçekte beni görürsün, bir kedinin masum bakışında, bir anda yağan yağmurun o senfonik sesinde..

Başını yastığa koyduğunda kalbinde hayalin benim. Bazen rüyanda görürsün uyanmak istemezsin ve sabah anlarsın yokluğumu defalarca sahneleri hatırlamaya çalışırken.. sanki gerçektim değil mi? Gündüz yüzündeki gülüşte ben yine gerçeğim.

Kumsalda gece denize vuran o ay ışığı benim, kafanı kaldırdığında gökte sana göz kırpan yıldızım, burnuna gelen yosun kokusu, tüylerini okşayan rüzgarım ben.
Bensiz bir hayatı düşünmek ızdırap, gündüz kararan güneş gibi.. zevksiz, halsiz ve yorgun

Yediğin yemekle doymazsın tabii, anlamıyor musun miden bile dolmuyor ben içinde dipsiz boşluk olmuşken.. en çok bana açsın sen. İşte böyle dinlediğin coşkulu müzikte bile gözlerin dolar.. olmaz böyle dersin çünkü bilirsin içten içe en büyük eksiğin benim ben!

Çalan telefonda, gelen emailde ben yoksam bilirim içinden bir amann çekersin..
Kandırma kendini gitmek için şeytan dürter, efe görsün cümle alem der gidersin şeytanın verdiği adrese ama ben bilirim sen bensiz bir HİÇSİN.. ve aptal, dönersin işte hala senle olduğumu anlamak için türlü numaralarla.

Kalbin kırılır ben sararım ve hem bakmışsın eskisinden güçlü atar şaşırırsın. İnsanlarla konuşurken hep beni ararsın tavırlarında, baktın ki yok döner gidersin hiç sevmedim dersin arkasından..
İzlediğin filmde hep başroldeyim, okuduğun romanda esas olan benim. Dinlediğin şarkıyı bana söylersin. Aldığın nefes bile benimle güzel, benimle yaşar hayat. Anladın mı şimdi ben varlığınsam  sen varsın, ben yok sende yok.

Senin mutluluğun, yaşamak için en güzel nedeninim..  Aptalca dışarda aradığın ama içinde bulmanı sabırla beklediğim.... evet en büyük açlığın, BEN saf SEVGİyim.    
   

16 Şubat 2014 Pazar

Bu benim sana hediyemdir


Bugünü özel bir gün olarak, bir yeniden doğuş günü olarak kabul et. Bu benim sana hediyemdir. Sen Tanrı'yla birlikte ve 'gerçekte' yeniden doğuyorsun. Bu, senin yaşamının en önemli dönüm noktasıdır. Bugünden sonra varolan her şey yenidir.

Senin bunun farkında olmanı ve şimdi bir 'gerçek' olarak kabul etmeni istiyorum. Sen yaşamında ve yaşantında değişikliklere tanık oluyorsun. Bunlar kademe kademe olabilir ancak onlar hız kazanacaklar ve hiçbir şey bu değişimlerin ve bu dönüşümün gerçekleşmesini durduramayacak. Sen ruhsal olarak olgunlaşacaksın; eski geçip gidecek ve artık 'her şey' yeni olacak.

Sen şimdi artık 'gerçeği' bildiğin için, yaşamının en muhteşem evresine geçiyorsun. Biliyorsun ki BEN yaşamım, BEN sevgiyim, BEN bilincim ve BEN senin içindeyim.

Bunu hiç kimse senden alamaz, hiçbir şey değiştiremez. Bu gerçekliktir. Bu hep aradığın ve şimdi bulduğun bir şeydir. Bu en büyük hazinedir, en büyük gerçektir çünkü bu seni Benimle birliğin içine taşır. Sen işte o zaman Benim bütünüyle senin olduğumu, sahip olduğum her şeyin senin olduğunu ve senin de Benim olduğumu bilirsin.

Bu gerçekler senin bir parçan haline gelsin; nefes aldıkça onları özümse. Onlar Yaşam nefesidir.

 
Tanrı Bana Dedi ki

 

3 Ocak 2014 Cuma

İnsanın öz iradesi var mı?


Karar verirken aslında zihin değil bilinçaltı tercihini yapıyor diyor bilim adamları. Biz düşünüp taşınarak karar verdiğimizi düşünsekte içerde duygular insanı bariz bir yöne itiyor. Yani ne kadar düşünsekte sonucu içerden gelen duygu dalgaları belirliyor. Peki,  "insanın duyguları ağır basıyor işte" geyiği aslında amanda doğru olmayanı seçtim anlamına gelmiyor mu? O zaman biliçaltı ne demeye bizi yanlış yönlediriyor sorusuna cevap lazım şimdi.


Bir yandan ne tuhaf


Bir yandan algılar açılıp insanlar kendini geliştirmeye aç ve susuz bir boğa gibi saldırırken
Bir yandan savaşlar, iftiralar ve doymak bilmez egonun hükümdarlığına ulaşma arzusu ne tuhaf..

Bir yandan doğanın en saf haline dönmek ve ilkel bir varlık gibi dillerde yaşama planları yaparken
Bir yandan yüksek binaların akıllı dedikleri milyon dolarlık yapılarına ulaşma hayalleri ne tuhaf

Bir yandan Ferrari gibi sahip olduğumuz birçok 'pahalı şey' ile başarmış bir hayata ulaşmışken
Bir yandan herşeyi satıp bilge olmak, sonra dönüp bilgeliği satmak ne tuhaf  

Bir yandan sağlıklı beslenmek ne güzel kelime, bitkiler, otlarla mucizevi fizyolojiye ulaşmaya çalışırken
Bir yandan en son teknolojinin sihirli dokunuşlarına merak ne tuhaf

Bir yandan olanı benim eserim diye bak nasıl ama diye güle oynaya anlatırken
Bir yandan olmayınca Tanrı'ya dönüp dilenci gibi bana bunu ver şunu ver demek ne tuhaf

Bir yandan Tanrı'ya ağlayıp, yalnız sana güveniyorum diyerek terapi isterken
Bir yandan O'nun dediklerini dinlemek hiç akla gelmez, ne tuhaf

Bir yandan manevi kitapları adres göstererek ahlak budalası kesilirken
Bir yandan çalarak, hak yiyerek, kendi ailesine öldüresiye şiddet uygulayarak dindar olmak ne tuhaf

Bir yandan şahane fikirlerim, müthiş arzum var derken
Bir yandan ahh şu olsa bu olsa diyerek Garfield gibi yayılmak ne tuhaf

Bir yandan çok sevilmek için yanıp tutuşurken
Bir yandan çok sevilip boğulmaktan deli gibi korkmak ne tuhaf

Bir yandan özlemek çok zor derken
Bir yandan 'tek başıma olmayı özledim ya!' demek ne tuhaf

Bir yandan en nefret ettiğim şey yalan, sözünde durmamak, adil olmamak derken
Bir yandan dönüp çocuğundan başlayarak bunları bütün dünyaya yapmak ne tuhaf

Bir yandan sevildiğimi bilsem 10 adım giderim derken
Bir yandan aynı cümleyi karşı tarafında söylediğini duymamak ne tuhaf  

Bir yandan kaşıkla verirken
Bir yandan kaşığı bile hak etmeden kepçeyle istemek ne tuhaf

ve bu tuhaflıklara aldanacağımızı zannetmek çok tuhaf...