31 Ocak 2013 Perşembe

Problem ne?


Bir bakalım tıkandığınız yerlere aşağıdaki basit sorular nasıl yardımcı olur.. Hayat basit yaşanınca güzel, anlamlı.. inanın öyle.  Doğru sorular doğru yöne akıtır sizi. Canınızı sıkan yanlış sorulardır aslında. Yanlış sorular yanlış cevaplar ve zorlaşan hayatlar. Basitlik hafiflik getirir ve mutluluk. Gerisi çer çöp.. ve uydurma senaryolarda yaşamayacak kadar değerlisiniz hepiniz. Elbette...
Probleminiz yada çözemediğiniz birşey var diye düşünmeyin, unutmayın problemsiz bir hayat ot gibi bir hayattır. Hiçbirşey yapmıyorsunuzdur orada çünkü. Sorun asla problemde değil, sizin onu pislik, tıkaç, yara, bere gibi görmenizde. İnsan gelişemeyeceği ve istemediği hiçbir şeyi kendine dert etmez çünkü. Umurunda olmaz. Mesela, resim çizmek istemiyorsanız, resimlerinizi beğenmezler diye kendinizi sıkmazsınız. Hiç te umurunuz değildir çöpten adam resimlerinizin nasıl göründüğü..
Derdi olmayan insan amaçsızdır. Yolun sonunda ne büyük nede küçük resim vardır tutunduğu...  

Şimdi aklınızdan bir problem geçirin ve kendinize aşağıdaki sorulardan rastgele sorular sorun.. tıkandığınızı düşündüğünüz durumun şekli değişene kadar lütfen devam edin... Bol şans   


Bu problem sizin probleminiz mi?
Bu probleme ihtiyacınız var mı?
Bunun bir problem olduğundan % kaç emin siniz?
Bu problemi gönülden sevdiğiniz biri yaşasa ona öneriniz ne olurdu?
Bu problemi Einstein yaşasa sizce çözüm için ne yapardı?
Bu problem geçen yıl varmıydı?
Bu problem gelecek yıl olacak mı?
Bu problemin size kazançları ne?
Bu problem sizce derinlerde hangi ihtiyacınızı karşılıyor?
Bu problemi bir cümle içinde söyler misiniz?
Bu problemi çözecek en basit soru hangisi?
Bu problemi çözecek en basit cevap hangisi?
Bu problemi yok farzetseniz hayatınız nasıl devam eder?
Bu problemi kesin olarak hangi tarihe kadar çözer siniz?
Bu problem gerçeklere dayalı bir inanç mı yoksa yorum mu?
Bu problem arkadaşınızın problemi olsa probleme bakış açınız ne olurdu?
Bu problem başka kimleri etkiliyor?
Bu problem kimlere kazanç sağlıyor?
Aradan 5 yıl geçse ve bu güne dönme şansınız olsaydı bu problemi nasıl görürdünüz?
Bu problemin hayatınızdaki önemi % kaç?
Bu problem yaşamınızda başka hangi fırsatları kaçırmanıza sebep oluyor?
Bu problemi çözdüğünüzde hissedeceğiniz duygu ne olur?
Bu problemi çözmenin size getireceği en büyük hayır ne olur?
Bu problemi çözmek için şimdiye kadar neyi denemediniz?
Bu problemi haketmek için ne yaptınız?
Bu problemin çözümüne en uygun özlü söz hangisi?
Hangi davranışınızı değiştiriseniz problem kazanca dönüşür?
Bu problemin fırsatları neler olur?
Bu problemi çözmek için kimden destek alabilir siniz?
Bu problemi çözecek en uygun soru ne olurdu?


Şimdi resminizi yeniden oluşturun.... rengarenk

Sevgiyle,   





19 Ocak 2013 Cumartesi

Yaşam Amacı ?


İnsanlar kişisel gelişim seminerlerine ve kitaplarına akın ederken bir süre sonra "yaşam amacı" romantik kelimesine takılıp kaldıklarına şahit oluyorum. Benim yaşam amacım buymuş ya da onu bulmak en birinci vazifem bundan sonra, gibi bolca laf duyarım. Elbette yaşamda herkesin bir amacı var, yoksa gezip eğlenmeye gelmedik buraya ki ruhsal anlamda öyle aslında.. insanlar acıdan tıkanmışlıktan kurtulup mutluluğa gitmek istiyor ve adem kişisine nasılsın diye sorulduğunda eh işte hayat savaşı diyor... Ne savaş ne barış olsun. barış istemek aslında savaşı kabullenmek, istemek. yaşam, onunla mücadele edenle mücadele ediyor. anladınız mı? ve teslimiyet adlı yazımda biraz bu konuya değinmiştim.

Yaşamdaki vazifeleri amaçlarla karıştırmamak lazım. Şöyleki, mesela benim yaşam amacım öğretmekmiş diyen birini düşünün.. öğretmek zaten onun yeteneklerinden bir tanesi. Yani yaşama bir hizmet şekli. Görevi. Yaşamdaki görevlerimiz zaten bizde mevcut yeteneklerde gizli. Her birimiz bu hayata birbirimizden farklı programlarla geldik. Bu programda herkes kendine özgü hediyelerle donatıldı. Aslında anne babamız ya da genlerimizle ailemizden miras kalan kişilik bilincimizi oluşuran parçalardan biri. Sadece bu da değil. Aynı zamanda doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız tüm deneyimlerden öğrendiklerimiz (mahalle, toplum, okul, arkadaşlar, ilişkiler vs) bizim kişilik bilincimizi oluşturuyor. Ama bizim aynı zamanda özümüzde bulunan ruhsal bilincimiz de var. Bu sanki bir bilgisayarın hard diski gibi bize önceden yüklenmiş ve doğarken bizde olan program. Bu yaşamda tekamül için ihtiyaç duyacağımız, planın parçası olarak eksikler ve güçlü yanlar. Ruhsal bilinç normal sözcüklerle anlatılacak ya da açıklanacak gibi değil aslında. Çünkü içinde evrenin, ortak bilincin ve hepsinden öte Tanrı'nın parçası da bulunmakta ve Tanrı'nın parçasında hepsi. Tanrı'nın bir parçası olarak yaratma gücünden ancak kişilik bilincimizle ulaşabiliriz. Nefs ve nefes bir arada yaratıyor. Asıl güç burada. Yaşamı yaşanmaya değer yapan, yetenekerin hayata sunumu ve sunma şeklinde. Amaçsız insan mutsuzdur. Yaşam yoktur orada. Zihin ister ama içiniz ataletle size dur işaretleri gönderir. Ne olduğunu anlamazsınız ama ruhsal bilinciniz sizi hazır olana kadar bekletecektir. Eksik birşey varrr dur. İçerde yada dışarda.. zihnin isteği ruhsal istekle sarmaş dolaş olana kadar eksik birşey hep olacak. Ha sesi duyup işe giriştinizse geçmiş olsun..

Yaşamda görevlerin dışında aynı zamanda sınavlarımız var. Yine programda olan belki ne olduğunu bilmediğimiz ama yaşarken en çok zorlandığımız yerler bunlar. Nerede tekamül edeceğimiz ya da hangi derslerden sınavda olduğumuz oldukça net. Tamamen zorlandığımız yerler bunlar. Ruhsal gelişim işte burada. İşin güzel tarafı her insan tekamül ediyor, herkes kendine özgü gelişiyor. Güzel olan, bir dersten sınıfı geçince artık o bizim hücrelerimize geçiyor. Tam bir öğrenme. Ve otomatikleşen davranışlar. Bazı insanlar ilişkileri istediği gibi yaşayamamasına rağmen kolay para kazanma konusunda sıkıntı çekmiyor, bazıları kariyerinde çok iddalı iken sosyal yaşam konusunda sıkıntı çekebiliyor. İşte zorlanılan konu ve konunun içinde hangi çıkmazlarsa ders tekamül orada.

Herkes kendi adımlarıyla ilerliyor. İlerleyecek çünkü bilirsiniz işte hayat bunları çözmek için önce hafif tokatlar sonra sıkı şamarlarla gelecek. Taa ki evraka diye çığlık atana kadar. Ya da derslerden vazgeçip öylesine bir yaşama razı olacak adem kişisi. Yine ilerleyebildiği kadar. Bu yüzden sıkı derslerden korkmamak üstüne gitmek lazım. Burada tekamül ve asıl öğrenme var. Burada DNA ların yenilenmesi yeni progrmalar var. Burada gerçek ruhsal bilince ulaşma bir olma var. Burada ruhsal büyüme var. Burada asıl mutluluk var. Burada yaşamın tüm eğlence ve keyifleri var.. doyasıya kana kana!


Sevgiyle