2 Ekim 2013 Çarşamba

Muamma


Huzursuz bir dünya yaratırsın kendine
Bu dünyada huzur yok dersin
Dünyayı dar edersin kendine
Bu dünya bana dar dersin
Daha iyi bir hayat istersin
İnşallah seneye dersin
Kim'sin sen?

Mutluluğa özlem halinin adına mutsuzluk dersin
Tek başınalığın adına yalnızlık
Eforun arzulanmayan sonucuna kader dersin
İstediğin olunca kısmet
Ne'sin sen?

Algılanmayan sana çekici gelir
Bilinmeyen anlamsız
Sen de yapabilecekken yapanlara şanslı dersin
Yaptıklarını yapamayanlara aptal
Sana göre yapamayacakken yapanlara torpilli..
Ne'sin sen?

Yaralarına tuz basana acımasız dersin
Korkularını kaşıyana cesur
Ruhunu okşayana iyi kalpli dersin
"Evet haklısın" diyene en iyi dost
Halden anlamayana kalpsiz
Kim'sin sen?

Saygısızca davranana saygı duyarsın
Değer vermeyene değer verirsin
Bağırıp çağırana akıllı dersin
Vazgeçene dönersin
Vazgeçmeyene söversin
Sahi sen Kim'sin?











20 Mayıs 2013 Pazartesi

Şansın varsa..


bir olay yaşarsın,
olay illaki birileriyle ilgili yoksa olay olmaz zaten..
sen anlatırsın kendi pencerenden
başkası değişik pencelerden
sen haksızlık yapıldığını savunursun
başkası başka birşeyi..
olay aynı olsa da artık değildir
bambaşka maskelerin eşsiz sunumuyla
gerçek hangisi aklın karışır
yüz kişi olsa yüz değişik pencere
aklını kaybedersin
o zaman sen kendi yazdığın hikayende özüne haksızlık ediyosun
başkalarının pencerelerinden nasıl göründüğünü hiç düşündün mü?
insan kendi hikayesinin paraziti
en hünerli hırsızı
en baba düşmanı
ne kazandığını sanıyorsun?
haklı olmak mı mutlu olmak mı?
onaylanmak mı özgür olmak mı?
anlaşılmak mı  özgüven mi?
hangisini isterdin?
yoksa değerli hissetmek mi yapay tatlandırıcı kıvamlarıyla
ya sonra?
şansın varsa
bağımlılık yapan parazitler bütün varlığını sarmış yakalarsın kendini
şansın varsa
kabul edersin
dikkat edersin.. yakalarsın
ve artık dikkatin dağılsa da 
birgün en güzel hikayeleri anlatırken yakalarsın kendini
talih sayarsın bütün yaşananları
karşına çıkanları
önünde duranları
doğmadan seçtiklerini
planını, kurgunun mükemmelliğini
dolayısıyle olması gerekenleri
kendi mucizelerini
hayatını
kusurlarının dışında insan olduğunu farkettiğin komşunu
kader yolcularını
kendi varlığını
ve bütünlüğünün sonsuz coşkusunu..



17 Mayıs 2013 Cuma

Teşekkürler


direnç hasta ediyorsun insanı yada hasta olan sensin
ruhun çoktan telebini Tanrıya iletmiş sen farkında olmasanda..
bilincin dirense de ruhun çoktan seçimini yaptı
sana düşen ruhuna teslim olmak
ve Teşekkürler Tanrım..
bilincine kolay gelen ruhuna zor geliyor
ve herşey arapsaçı
içerde kavga
dışarda yapay gülümseme
sana düşen ruhuna teslim olmak
ve Teşekkürler Tanrım..
diren direnebildiğin kadar
ruhun çoktan seçimini yaptı
ya ilacın geçen zaman olmasaydı?
ilaç olan zaman mı yoksa teslim olman mı?
uyuşmuşsa zihnin
sana düşen ruhuna teslim olmak
ve Teşekkürler Tanrım..
ve evet ruhun zaten ihtiyacını her an Tanrıya iletiyor
ayrıca dileklere dualara ihtiyacın yok
olmayınca günah keçilerine  
olması için mucizelere ihtiyaç yok
ruhun çoktaaan seçimini yaptı
sadece olmasını bekliyor dünya saatiyle
ve Teşekkürler Tanrım
gelsin seçimlerim bildiği gibi gelsin
ben ruhuma çoktan teslimim
farkettim öğrendim bildim damarlarımda
ve teşekkürler bütün hücrelerimdeki Tanrım..






2 Nisan 2013 Salı

Bir Dua

Tanrım, senden beni kullanmanı istiyorum..
Korkularımı, küstahlığımı, başarısızlıklarımı, cehaletimi al..
Ve beni yolumdakilere hizmet etmek için kullan.
İyi günde ve kötü günde. Nefrette ve sevgide..
Kullan beni Tanrım. Her şekilde kullan.

Tanrım, senden beni kullanmanı istiyorum..
Bugün nereye gitmemi isterdin?
Ne yapmamı isterdin?
Kime ne söylememi isterdin? söyle bana.
Yoluma çıkanlara hizmet etmek için kullan beni..
İyi günde ve kötü günde. Kaygıda ve coşkuda..
Kullan beni Tanrım. Her şekilde kullan.

Tanrım, beni kullan..
Zihnimdeki bozuk kayıtları sil, gözlerimdeki tozu süpür..
Nasıl görmek istiyorsam öyle göster neye bakıyorsam..
Ve gittiğim yerlerde gördüklerimi herkese göstermemi sağla..
İyi günde ve zor günde. Karanlıkta ve ışıkta..
Kullan beni Tanrım. İstediğin gibi kullan.

Tanrım, her şekilde kullan beni..
Ağacın gölgesinde uyut, denizin kokusuyda uçur beni..
Nefes alamadığımı hissettiğim anlarda kullan beni..
Ciğerlerime dolan nefesle başımı gökyüzüne döndür, başımı döndür
Baharın coşkusunu bütün kışlarıma kat.
Ve isteyen herkese hizmet etmek için kullan beni..
Kullan beni Tanrım, Senden beni kullanmanı istiyorum.. istiyorum çok istiyorum.








  

15 Mart 2013 Cuma

Davet budur!

Hayatını kazanmak için ne yaptığın beni ilgilendirmez.
Senin ne için can attığını ve kalbinin özlemiyle buluşma cesaretinin olup olmadığını bilmek istiyorum.
Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmez.
Aşk adına, düşler adına, yaşıyor olma macerası adına aptal gibi görünmeyi göze alıp alamadığını bilmek istiyorum.
Hangi gezegenlerin senin Ay'ın ile dik açı yaptığı beni ilgilendirmez.
Senin kendi acının tam merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetleriyle yarılıp yarılmadığını veya fazla acı çekmek korkusuyla büzülüp de kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum!
Benim acımla ya da kendi acınla onu saklamaya, zayıflatmaya ya da tamir etmeye kalkışmadan kalıp kalamayacağını bilmek istiyorum.
Benim sevincimle ya da senin sevincinle olup olamayacağını bilmek istiyorum.
Vahşilikle dans edip edemeyeceğini ve
Coşkunun; dikkatli olmaya, gerçekçi olmaya ya da insan olmanın sınırlarını hatırlatmaya doğru bizi uyarmaksızın, parmak uçlarına kadar ulaşıp ulaşmayacağını bilmek istiyorum.
Anlattığın hikayenin gerçekliği beni ilgilendirmez.
Kendine ihanet etmeyerek bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını bilmek istiyorum.
Kendi ruhuna ihanet etmediğin için hainlikle suçlanmayı kaldırıp kaldıramayacağını,
Sadık olup olmadığını ve bundan dolayı güvenilir olup olmadığını bilmek istiyorum.
Gelen her yeni gün güzel olmasa da bunun güzelliğini görüp göremeyeceğini ve kendi yaşam gücünü Tanrı'nın varlığından alıp alamadığını bilmek istiyorum.
Hem benim hatalarımla ve hem de kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını ve yine de bir gölün kıyısında oturup dolunaya bakarak "Eveettt!" diye bağırıp bağıramayacağını bilmek istiyorum.
Nerede yaşadığın ya da kaç para kazandığın beni ilgilendirmez.
Kemiklerine kadar acılı, ümitsiz, yorgun, incinmiş bir gecenin ardından uyanıp da çocukların ihtiyaçları için yapılması gerekenleri yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum.
Kim olduğun ve buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmez;
Benimle birlikte ateşin ortasında durup duramayacağını, geri çekilip çekilmeyeceğini bilmek istiyorum.
Nerede, ne ile ya da kiminle olduğun beni ilgilendirmez;
Geri kalan her şey ortadan kalktığında seni içeriden destekleyenin ne olduğunu merak ediyorum.
Kendinle yalnız kalıp kalamayacağını ve o boş anlar içindeki bu arkadaşlıktan gerçekten hoşlanıp hoşlanmadığını bilmek istiyorum.



                                                                       Davetiye, Oriah Dağ Düşcüsü
                                                              Native American Elder Dergisi, Mayıs 1994 

Bu yazıyı ben yazdım demeyi çok isterdim..........
Şimdiye kadar okuduğum ve benmişim kadar yakın hissettiğim yazı bu. Defalarca okuyup içinde boğulmak istiyorum...

Seni ilgilendirmez belki ama seni tanımayı çok isterdim... ve cennetinde yaşamayı çoook isterdim..


Not: Nilgün'e kitabı kucağıma kadar getirdiği için teşekkür ederim...


Sevgiyle, 
 
      

17 Şubat 2013 Pazar

Melek eli


yapraklar bir açıp bir sönerken
ışıktan karanlığa döner gün
insanlar artık sessizleşir 
sesler şimdi içindedir
dinlemek istemezsin
rahatsız olursun   
gözlerini kapattığında görmek istediğin bir melek mi?
yüzüne hesapsız dokunacak sonsuz sevgi mi?
ellerini hiç bırakmayacak gibi tutan
saçlarını okşarken, düşünde bir daha gözlerini kapatırsın
kalbin bağırırken bedenin sarsılır, uyanmaktan korkarsın
gözlerinden akan damlalar çoğalır ellerine düşer
damlalarca düşen hayallerindir engel olmak istersin
gitme hayallerim, beslediğim büyüttüğüm umutlarım
ama ellerin kitlidir farkedersin.. açarsın bir umutla
kalbine götürürsün elini ve.. hissedersin üstünde melek eli
şefkati daha çok kanatır kalbini
ben güçsüz değilim ama sana ihtiyacım var
kendim halledebilirim ama bana yardım et
tek başıma ayağa kalkabilirim ama yinede elimi bırakma
siyah akan yaşlarımı beyaza dönüştürebilirim ama onlara sen dokun
ben yapabilirim ama sen.........
sen hep yanımda kal
bir sıcaklık gelir ellerinden yayılır bütün bedenine
anlamazsın için ısınmıştır birden
bir seferde içine çektiğin tonlarca nefese hayret edersin
rahatlarsın birdaha çekmek istersin aynı nefesi
ciğerlerin patlarcasına huzurla dolar
gözlerin güler daha açmadan bilirsin işte
içinin derinliklerine sakinliktir şimdi akan
sesler susar şimdi
şimdi duyarsın içinde
bir melek sesi!
inan inan inan..
şimdi kırılma anı kırılan yola veda et
orada korkuların vardı
ayaklarına bağlı tonlarca ağırlıkla
kimse yürüyemez çocuğum
bitti oldu
yeni yoluna bak önünde orada
en büyük gücün işte tam şu anda burada
nasıl büyük bir enerji
farket kalbinin giderek yükselen ritmini 
yol açık devam et
devam et
devam et
devam et
elim üstünde hep çocuk
şimdi bütün sesler susuyor
sen rüyaya dalınca
ben orada da buluşacağım seninle
hatırlasanda
hatırmalamasanda
anlasanda
anlamasanda
inansanda
inanmasanda
hep seninle yürüyeceğim
istesende
istemesende
dünyada yeni rüyalar yaratacağız birlikte
farketsende
etmesende
geçmişte olduğu gibi
unutsanda
unutmasanda çocuk..
 


 




   

8 Şubat 2013 Cuma

İşte böyle OL'uyor diyor Tanrı..



Böyle kal diyor heyecan dolu anların ama olmaz diyor Korkuların
Böyle kal diyor güven dolu yüreğin ama olmaz diyor geçmiş anılardaki Endişelerin
Böyle kal diyor huzurlu anların ama olmaz diyor zihnindeki böyle Yapmalıyım ların
Böyle kal diyor içindeki kelebek ama olmaz diyor Güvensizliklerin
Böyle kal diyor içindeki çocuk ama olmaz diyor büyümelisin diyen öğrenilmiş Yargıların
Bunu istemiyorum diyor yalnızlıkların ama hayır diyor yaşanmış bitmişlerdeki deneyimlerinin dipsiz Esareti
Bunu istemiyorum diyor korkuların  ama hayır diyor yaşanmış bitmişlerdeki hala taşıdığın Kaygıların
Bunu istemiyorum diyor zihnin ama daha öğrenmedin diyor Kalbin
Bunu istemiyorum diyor ruhun  ama peki neden olmuyor diyor Aklın
Bunu istemiyorum diyor kalbin peki ne istiyor o zaman diyor Zihnin
Ne istiyorum acaba diyor zihnin ama neden bana hiç sormuyorsun diyor Ruhun
Değişmeni istiyor bütün deneyimlerin ve değişmeni istiyor Tanrı..
Değişmeni istiyor acı çektiğin anlar ve değişmeni istiyor Meleklerin..
Değişmeni istiyor dirençlerin ve değişmeni istiyor Rehberlerin..
Değişmeni istiyor eski davranışların ve değiş diyor Tanrı..
Değişmeni istiyor yeniye özlemlerin ve değiş diyor Ruhun..
Değişmeni istiyor ne yaşıyorsan araya giren eski kalıpların ve değiş diyor Bilincin..
Değişmeni istiyor arzuların ve değiş diyor Kalbin..
Bunu istiyorum diyor zihnin ve olmaz diyor Ruhun
Bunu istiyorum diyor kalbin ve olmaz diyor Zihnin
Bunu istiyorum diyor zihnin ve tamam diyor Kalbin ve Ruhun.. Nasıl oldu diye soranlara..

İşte böyle OL'uyor diyor Tanrı..

Sadece Bana kulak ver, Benden dile, duyamıyorsan Benden yardım iste.. sana işaretler yolluyorum  hem ruhuna hem bedenine hem zihnine.. işaretler yolluyorum bir tv den, bir şarkıdan, arkadaşının anlattığı bir hikayeden, kitapta okuduğun bir sözden.. insanlar yolluyorum sana yardım eden ve insanlara görev veriyorum senin için oyununu çok güzel oynuyorlar .. tam da arzu ettiğini gönderip test edeceğim bakalım ruhun ve zihnin onu görebilecek mi diye.. ve mucizelerimi gör; her tıkanıklıkta, her kaygıda, her korkuda, her coşkuda, her kıvılcımda ve Sevginin olduğu her yerde..

ve geriye bakmadan ne istiyorsan bütün hücrelerinle inanarak sende OL de OL'sun.. anla ki  inanmadığın bir dua boş bir duadır.

Sevgiyle,







31 Ocak 2013 Perşembe

Problem ne?


Bir bakalım tıkandığınız yerlere aşağıdaki basit sorular nasıl yardımcı olur.. Hayat basit yaşanınca güzel, anlamlı.. inanın öyle.  Doğru sorular doğru yöne akıtır sizi. Canınızı sıkan yanlış sorulardır aslında. Yanlış sorular yanlış cevaplar ve zorlaşan hayatlar. Basitlik hafiflik getirir ve mutluluk. Gerisi çer çöp.. ve uydurma senaryolarda yaşamayacak kadar değerlisiniz hepiniz. Elbette...
Probleminiz yada çözemediğiniz birşey var diye düşünmeyin, unutmayın problemsiz bir hayat ot gibi bir hayattır. Hiçbirşey yapmıyorsunuzdur orada çünkü. Sorun asla problemde değil, sizin onu pislik, tıkaç, yara, bere gibi görmenizde. İnsan gelişemeyeceği ve istemediği hiçbir şeyi kendine dert etmez çünkü. Umurunda olmaz. Mesela, resim çizmek istemiyorsanız, resimlerinizi beğenmezler diye kendinizi sıkmazsınız. Hiç te umurunuz değildir çöpten adam resimlerinizin nasıl göründüğü..
Derdi olmayan insan amaçsızdır. Yolun sonunda ne büyük nede küçük resim vardır tutunduğu...  

Şimdi aklınızdan bir problem geçirin ve kendinize aşağıdaki sorulardan rastgele sorular sorun.. tıkandığınızı düşündüğünüz durumun şekli değişene kadar lütfen devam edin... Bol şans   


Bu problem sizin probleminiz mi?
Bu probleme ihtiyacınız var mı?
Bunun bir problem olduğundan % kaç emin siniz?
Bu problemi gönülden sevdiğiniz biri yaşasa ona öneriniz ne olurdu?
Bu problemi Einstein yaşasa sizce çözüm için ne yapardı?
Bu problem geçen yıl varmıydı?
Bu problem gelecek yıl olacak mı?
Bu problemin size kazançları ne?
Bu problem sizce derinlerde hangi ihtiyacınızı karşılıyor?
Bu problemi bir cümle içinde söyler misiniz?
Bu problemi çözecek en basit soru hangisi?
Bu problemi çözecek en basit cevap hangisi?
Bu problemi yok farzetseniz hayatınız nasıl devam eder?
Bu problemi kesin olarak hangi tarihe kadar çözer siniz?
Bu problem gerçeklere dayalı bir inanç mı yoksa yorum mu?
Bu problem arkadaşınızın problemi olsa probleme bakış açınız ne olurdu?
Bu problem başka kimleri etkiliyor?
Bu problem kimlere kazanç sağlıyor?
Aradan 5 yıl geçse ve bu güne dönme şansınız olsaydı bu problemi nasıl görürdünüz?
Bu problemin hayatınızdaki önemi % kaç?
Bu problem yaşamınızda başka hangi fırsatları kaçırmanıza sebep oluyor?
Bu problemi çözdüğünüzde hissedeceğiniz duygu ne olur?
Bu problemi çözmenin size getireceği en büyük hayır ne olur?
Bu problemi çözmek için şimdiye kadar neyi denemediniz?
Bu problemi haketmek için ne yaptınız?
Bu problemin çözümüne en uygun özlü söz hangisi?
Hangi davranışınızı değiştiriseniz problem kazanca dönüşür?
Bu problemin fırsatları neler olur?
Bu problemi çözmek için kimden destek alabilir siniz?
Bu problemi çözecek en uygun soru ne olurdu?


Şimdi resminizi yeniden oluşturun.... rengarenk

Sevgiyle,   





19 Ocak 2013 Cumartesi

Yaşam Amacı ?


İnsanlar kişisel gelişim seminerlerine ve kitaplarına akın ederken bir süre sonra "yaşam amacı" romantik kelimesine takılıp kaldıklarına şahit oluyorum. Benim yaşam amacım buymuş ya da onu bulmak en birinci vazifem bundan sonra, gibi bolca laf duyarım. Elbette yaşamda herkesin bir amacı var, yoksa gezip eğlenmeye gelmedik buraya ki ruhsal anlamda öyle aslında.. insanlar acıdan tıkanmışlıktan kurtulup mutluluğa gitmek istiyor ve adem kişisine nasılsın diye sorulduğunda eh işte hayat savaşı diyor... Ne savaş ne barış olsun. barış istemek aslında savaşı kabullenmek, istemek. yaşam, onunla mücadele edenle mücadele ediyor. anladınız mı? ve teslimiyet adlı yazımda biraz bu konuya değinmiştim.

Yaşamdaki vazifeleri amaçlarla karıştırmamak lazım. Şöyleki, mesela benim yaşam amacım öğretmekmiş diyen birini düşünün.. öğretmek zaten onun yeteneklerinden bir tanesi. Yani yaşama bir hizmet şekli. Görevi. Yaşamdaki görevlerimiz zaten bizde mevcut yeteneklerde gizli. Her birimiz bu hayata birbirimizden farklı programlarla geldik. Bu programda herkes kendine özgü hediyelerle donatıldı. Aslında anne babamız ya da genlerimizle ailemizden miras kalan kişilik bilincimizi oluşuran parçalardan biri. Sadece bu da değil. Aynı zamanda doğduğumuz andan itibaren yaşadığımız tüm deneyimlerden öğrendiklerimiz (mahalle, toplum, okul, arkadaşlar, ilişkiler vs) bizim kişilik bilincimizi oluşturuyor. Ama bizim aynı zamanda özümüzde bulunan ruhsal bilincimiz de var. Bu sanki bir bilgisayarın hard diski gibi bize önceden yüklenmiş ve doğarken bizde olan program. Bu yaşamda tekamül için ihtiyaç duyacağımız, planın parçası olarak eksikler ve güçlü yanlar. Ruhsal bilinç normal sözcüklerle anlatılacak ya da açıklanacak gibi değil aslında. Çünkü içinde evrenin, ortak bilincin ve hepsinden öte Tanrı'nın parçası da bulunmakta ve Tanrı'nın parçasında hepsi. Tanrı'nın bir parçası olarak yaratma gücünden ancak kişilik bilincimizle ulaşabiliriz. Nefs ve nefes bir arada yaratıyor. Asıl güç burada. Yaşamı yaşanmaya değer yapan, yetenekerin hayata sunumu ve sunma şeklinde. Amaçsız insan mutsuzdur. Yaşam yoktur orada. Zihin ister ama içiniz ataletle size dur işaretleri gönderir. Ne olduğunu anlamazsınız ama ruhsal bilinciniz sizi hazır olana kadar bekletecektir. Eksik birşey varrr dur. İçerde yada dışarda.. zihnin isteği ruhsal istekle sarmaş dolaş olana kadar eksik birşey hep olacak. Ha sesi duyup işe giriştinizse geçmiş olsun..

Yaşamda görevlerin dışında aynı zamanda sınavlarımız var. Yine programda olan belki ne olduğunu bilmediğimiz ama yaşarken en çok zorlandığımız yerler bunlar. Nerede tekamül edeceğimiz ya da hangi derslerden sınavda olduğumuz oldukça net. Tamamen zorlandığımız yerler bunlar. Ruhsal gelişim işte burada. İşin güzel tarafı her insan tekamül ediyor, herkes kendine özgü gelişiyor. Güzel olan, bir dersten sınıfı geçince artık o bizim hücrelerimize geçiyor. Tam bir öğrenme. Ve otomatikleşen davranışlar. Bazı insanlar ilişkileri istediği gibi yaşayamamasına rağmen kolay para kazanma konusunda sıkıntı çekmiyor, bazıları kariyerinde çok iddalı iken sosyal yaşam konusunda sıkıntı çekebiliyor. İşte zorlanılan konu ve konunun içinde hangi çıkmazlarsa ders tekamül orada.

Herkes kendi adımlarıyla ilerliyor. İlerleyecek çünkü bilirsiniz işte hayat bunları çözmek için önce hafif tokatlar sonra sıkı şamarlarla gelecek. Taa ki evraka diye çığlık atana kadar. Ya da derslerden vazgeçip öylesine bir yaşama razı olacak adem kişisi. Yine ilerleyebildiği kadar. Bu yüzden sıkı derslerden korkmamak üstüne gitmek lazım. Burada tekamül ve asıl öğrenme var. Burada DNA ların yenilenmesi yeni progrmalar var. Burada gerçek ruhsal bilince ulaşma bir olma var. Burada ruhsal büyüme var. Burada asıl mutluluk var. Burada yaşamın tüm eğlence ve keyifleri var.. doyasıya kana kana!


Sevgiyle