19 Kasım 2012 Pazartesi

Yol ayrımları



hayat.. ve yola koyuldun sen
kim koydu yola hep merak içindeydin
bazen sorgulamayı unuttun, o an keyifliydi ne gerek vardı
bazen bu soruya kitlendin, ah hesap verecek birileri olmalı
bu senin değil başkasının eseri olmalıydı
hayat işte yaşa gitsin dedin cevap bulamayınca
bazen şampiyon gibi hissettin
ter içinde gururla kalbin çarptı.. avucunda senin eserin
bazende ıslanan ellerin değil gözlerindi 
yol ayrımına geldiğini düşündüğünde oldu
ayrılan yolda hangisi daha iyisi olur acaba
birtürlü bilemedin
ve rahat olanı seçmek için daha çok mücadele ettin...
bazende yol ayrımında dedin ki nasıl yapacağım bilmiyorum
yeni inşaat lazım ama  çürümüş binayı güçlendirmek mi
yoksa yıkıp yenisini inşaa etmek mi daha rahat?
ama sen şimdi en iyi usta oldun
ne korkuyorsun
yeniden inşaa et en iyi usta sensin
en iyi mimar en iyi en güzel en güvenli en dürüst..
yol ayrımlarında biraz daha usta oldun hatırla
daha büyüdün
daha güzel yaşadın, yaşatıldın
gecelerini gündüz yaptın
yol ayrılıkları yeni buluşmalarla coşsun
izin ver
ister başka şehirlerde, ister hiç görmediğin sokaklarda
ayrı yerde aynı senle buluşmayı aklından geçirme
bukadar zahmete ne gerek var o zaman
duraklarıda son sanma
yolun sonunu bekleme
bırak kendini rüzgara
kimse rüzgarla savaşı kazanmadı bunuda hatırla
ayrımları kötü sanma
dalgalan nereye istersen.. saçların yüzüne yapışsa da bırak kalsın
ayaklarında zannettiğin zincirler zihninde
anahtarıda kalbinde
güzel geçsin yolculuğun demeyeceğim
sen kalpten istemedikçe..
ama yoldan çıkmak hep iyi gelecek
ve yeni ayrımlara geleceksin yine yeniden
taa ki asıl yuvana dönene kadar
ve merak ettiğin seni yola koyanla buluşana kadar
korkma yoldan çık tam zamanında
yolda işaretler seni bekliyor olacak
güven rüzgara
O'na
kendine
rehberlerine
bütüne
ve seni bekleyen herşeye şimdiden şükret
bütün kabinle....
...........








16 Ekim 2012 Salı

Bakalım yaşam yolculuğunuzda adımlarınız amacınıza doğru mu yoksa ondan uzağa mı?

İnsan kendini keşfetmek istedikçe fabrika ayarlarına kadar gitmek istiyor. Dünyada herşeyi öğrenmeye yeteneğimiz var ama herşeyi öğrenmeye ne gücümüz ne zamanımız var. Ama insan gerçekten herşeyi öğrenmek istiyor mu? ne bilim mesela karınca zıplar mı, atlar tükürür mü, ekonomi de bilmediğim ne hesaplar matematikte daha bilmediğim pi sayısı gibi bişey var mı? çok ta umurumda değil benim ya sizin? bana faydası varsa amenna ama yoksa bilgi hamallığını napim ozaman boşver gitsin..
Ama insan en çok kendini en çok ilgilendiren kendiyle merak içinde. Ucu bana dokunan her şey umurumda.. aksini söyleyebilecek biri var mı?
Bir süredir kafamı yeniden doğuş reenkarnasyon işine dönüp dönüp takıyorum. Kime sorsam aradayım diyor, reenkarnasyon herkesi arada bırakan senden başkasını tanımadım yemin ederim. Dönüp gelen birileri var mı deseniz bir çocuk gelir ben senin annendim şurda yaşıyorduk derse ne diyeceksiniz? ama bu nasıl oluyor Allah aşkına? milyarlarca ruh yeniden doğuyor yeni ruhlar var bir de cabası.. o zaman nüfusun daha fazla olması gerekmez mi? ben gelmek istemiyorum diyen ruhlarda olabilir elbet. Ben olsam büyük olasılıkla gelmek istemem ne işim var teşekkürler başkası alsın derim muhtemelen..
Neyse efendim aklımı asıl karıştıran şey "zaman". Zamanın olmadığını biliyoruz en azından insanın zamanı ürettiğini biliyoruz. Zamanı biz bişeyleri ardı ardına sıralamak için icad ettik. Peki yaşlanmak? şu ilginç değil mi, kırsal bölgelerde 120 ve fazla yıl yaşayan insanlar var ve bu insanlar yaşını bilmiyor sorarsanız. Ne bilim evlat ne zaman doğdum bilmiyorum der. Demek ki yaşımızı hesaplayıp off amma yaşlandık demesek belki zihnimize öbür tarafa az kaldı diye saçmalıklar ekmeyeceğiz.. zihnimizi yada bilinçaltımızı programlamayacağız. Bu fosil kişilere haber programları mikrofonlarını gidip burnuna dayamasa belki daha çok yaşayacaklar.. kimbilir? düşünülesi geldiyle bence mahsuru yok..
Zaman bizim icadımız. Soru şu: Kim diyebilir şu anda başka boyutta aynı anda yaşamadığımızı? zaman yoksa geçmiş yaşam olur mu? geçen ne? zaman yok dedikya.. ben enerji boyutu demeyi tercih ediyorum bundan sonra. Bir boyutta birşey deneyimledim şimdi(şimdi varsa) başka bir şey deneyimliyorum olamaz mı?.. 
Birde Tanrım anlıyorum tekamül için ama başka boyutta yada başka yaşamlarda bir şey deneyimledik şimdi öğrendiğimiz deneyimler ve geçmiş beceriler bu yaşamda neden kitleniyor? geçmiş yaşamlarda hediyelerimiz olan becerilerimizi işe yaramaz program haline getirmek ve yeni becerilerler için bu kadar mücadele de neyin nesi? ihtiyacın olduğunu sanmıyorum daha büyük plan olmalı aklında..
Hala bilgi açlığımın başka bir açıklaması olmalı. Kendimi sorgulamak değil kendime soru sormayı öğrendim çoktan. Diğeri işe yaramıyor sanki içerlerde kötü biri varmış ve gidin onu bulun gibi eğitimlerden seminerlerden hiç haz etmiyorum. Nasıl nasıl nasıl lar olanlardan haz ediyorum.. Neden yapamadığımı bilmek değil nasıl yapacağımı bilmek beni daha çok ilgilendiriyor.
Bu arada "ruhsal astroloji" kitabını herkese öneririm. Yeni planınızı öğrenmek için harika bir kitap. Hangi yolla araçla yolladıysa Tanrının işaretlerini izlemekte fayda var.. Bakalım yaşam yolculuğunuzda adımlarınız amacınıza doğru mu yoksa ondan uzağa mı? Elbette tonlarca araçtan biri bu ama ben faydalı buldum. Bir kez daha teşekkürler Tanrım... İşaretleri bu kadar gizlemesen olmazmıydı?.. ama.. neyse vardır bir bildiğin.. sustum..



Sevgiyle



 
 

27 Temmuz 2012 Cuma

Bırak ruhun mutluluğa doysun

Birçok ilişki kazanmak/kaybetmek üzerine kurgulu bir oyun,
ilgisini kazanmak, sevgisini kazanmak,
kişiyi kazanmak, ilişkiyi kazanmak,
kafamdaki format ilişki biçimini kazanmak.. 
böyle baktığı için 
kimse kaybetmek istemiyor..
ee biz neyiz şimdi noktasına gelince bu cümleyle donuyor zihinler kalpler, söylense de söylenmese de
sadece sevgiyi deneyimlemek sevgiyi yaşamak akışta
nehirle akarken nehire dönüp biz neyiz şimdi demek kadar anlamsız
nehir nehir işte, nehrin ne günahı var senin hesaplarından? ilişkinin ne günahı var?
nehirin içinde akan suyla mutlu olmak..
biz mutluyuz ama nereye götürüyosun beni, amacın ne..
belki kendimizi bir yerde buluruz,
ahh hayal ettiğim nokta bu, sağol nehir deriz, geldik işte..
ama bizi getirdiği noktayı da beğenmeyiz bir süre sonra
bumuydu yani?
ya ne..
kazanmak dedin al işte..
hayır ilişki böyle olmaz.. mutlu son? mutlu da olsa bir son beklentisi..
akışında gitmek akışa bırakmak
çabalamadan yüzmek..  bilmeden nereye gideceğini
sadece, yüzerken gördüklerini hissettiklerini yaşamak
nereye gidiyoruz diye dürbünle baktığımız noktadan yüzümüzü çevirmek,
etrafına bakmak, güzellikleri görmek, ahengi yaşamak, renkleri keşfetmek
suyun hafifliğini hissetmek bütün bedeninde..
yüzünü ısıtan güneşe dönmek..
nehir nereye götürürse
ne kadar uzun olduğu önemli mi?
ne kadar keyif aldığına bakmadan..
belki yüzlerce yıl yüzsen sana bir saatin keyfini yaşatmayacak nehirlerde yüzüyosun..
ruhu, zihni hafifletince suyun üstünde kalıp güzellikleri görebiliriz..
ağırlaştıkça batan ruhla, dibe vurma hey hat..
bırak kendini akışa..
yüz yüzebildiğin kadar..çabalamadan ama.. bırak kendini..
sırt üstü, kelebek nasıl istersen..
bırak...  bırak ruhun mutluğa doysun..
mutlu olmak varken neyin kazancı neyin kaybı kimin umurunda?
bırak her an'a kendini, daha evvel yaşamadım bu an'ı de,
hesaplar kitaplar batırmasın geçmişinde biriktirdiklerini de 
her an yeniden canlansın ruhun, çarpsın kalbin deli gibi kazancın bu olsun..









17 Temmuz 2012 Salı

Hah dersin, sonra.. neyse


Hani uykun gelir evet heyecan arttı, şimdi esas bölüm geliyor.. hayır uyuma uyuma derken, gece uyanır off ben ne zaman uyudum dersin,
Hani dinlediğin müzik seni alır götürür, ahhh ne güzel dersin dinlersin doyamazsın dinlersin dinlersin ve kapatınca off sessizlik ne güzelmiş dersin,
Hani bu ne yaa dersin ama yeni birine yönelmek daha zor, olanı düzeltmek daha kolay gibi gelir, uğraşır uğraşır tam filozof olacakken birden deli olduğunu anlarsın,
Hani birine birşeyini paylaşmak istersin anlamaz diye bir daha anlatırsın başka başka yoldan bir daha,  sonra ne saçmalıyor bu diyecekler diye korkarsın,
Hani biri birşey anlatır sende tam ihtiyacın olan konuda aaa birşey öğrenicem galiba dersin ama sonra hevesin kursağında kalır... amannn bumuydu der yüzünü düşürürsün,
Hani nemlendirici almak isterken, minik minik şeylerle dolu ufacık bir paketle neredeyse kartının limitini bitirip mağazadan çıkarsın,
Hani kuaförün güven bana der, çıkarken saçın eski haline kaç ayda gelir diye hesap yaparsın
Hani bugün biraz kendimle ilgilenim ayaklarımı uzatıp müzik kitap şarap ohh dersin, çat arkadaşın arar ve geceni ağlayan biriyle geçirirsin,
Hani heyecanla birşey anlatmak istersin, karşındaki anlamaz sinir olursun ve bütün heyecanın kaybolur hey Allahım nerden açtım konuyu der tırnaklarını yersin,
Hani iyi bir restorantta yemek yiyelim diye dolaşır dolaşır sonra yorulur hiçte içine sinmeyen uyduruk biyere karnımız bari doysun diye  -güler yüzle hoşgeldiniz diyen garsonlara on karış suratla gülümsemeye çalışarak- girersin,
Hani hafif yemek yiyeceğim dersin, sonra pizza hamburger daha cazip gelir aa yememem lazım ama..  ve sonra kahretsin niye yedim diye içinden öfkelenirsin,
Hani bugün çok güzel olacağım dersin, onu çıkarır bunu giyersin oda olmadı, buda olmadı derken saçını yapmaya 2 dakikan kalır,
Hani çok eğlenicem dersin çıkarsın ama eve dönmek için ne bahane uydursam acaba dersin,
Hani uyurken karar alırsın, yarın yeni bir hayat olacak dersin sonra ne söz verdiğini canın sıkıldığı başka bir gece yeniden hatırlarsın,
Hani büyüyünce büyük adam olacağım dersin ama yıllar geçtikçe büyümek istemezsin,
Hani dersin..........  sonra neyse dersin.. neyse, peki...


I will try / Urselle
  .....................

24 Haziran 2012 Pazar

Bir yıldız daha kaydı ve gökte ışık oldu..

Antalya seyahatimden yeni döndüm.. Halamı ötealeme uğurladık..
tam 1.5 yıl önce Annemi uğurlarken bana sarılıp "bukadar yıkma kendini nasıl olsa bir gün hepimiz orada buluşacağız" demişti.. o zaman bu cümleler bu kadar kıymetli gelmemişti kulağıma..
1.5 yıl geçti.. halamı yine lanet 17 sinde kaybettim.. annemde 17 sinde gitmişti. birbirlerini çok severlerdi, muhtemelen annem mutlu olmuştur.. Annemden sonra, ben hep korktuğum ve adını anmak dahi istemediğim soğuk kelime ölümle ilgili çok bilgi edindim.. ötealemde neler oluyor.. artık farkındayım.. Annemin gittiği yeri merak edişimden di bu. Onun iyi olduğunu bilmeye ihtiyacım vardı. kalbimde tonlarca kayanın yarattığı baskı belki biraz olsun hafifleyecekti..
O dönemde yas terapisi için epey araştırma yaptım. Grup terapisi istiyordum çünkü başka insanlarında başına gelen bu olayı ayrıntısıyla duymak tek başıma olmadığımı hatırlatacaktı gibi geliyordu. Ama malesef Ülkemizde böyle bir terapi şekli yok.. bulamadım. Bireysel yas terapileri istemiyordum çünkü kendim yas terapisinin nasıl uygulandığını biliyordum, kitaplardan, psikolog arkadaşlarımdan, aynı acıyı yaşamış insanların yaşam süreçlerinden vs.. den epey faydalandım..
Ülkemizde grup terapisinin bir amerika yada avrupa ülkelerindeki kadar popüler olmadığını biliyordum. Bunun nedeni bizim gibi toplulukçu kültür insanları olarak- yani çevresiyle yakın ilişkiler kurabilen, aile, arkadaşlıkların daha derin yaşanmasına alışık olmamızdan- bizim daha çok bireysel terapilere ihtiyaç duyduğumuz.. ama yas terapisi böyle olmamalı demiştim içimden. Ben başka insanların benzer hikayeleriyle "paylaştıkça azalan" bir sürece çok ihtiyaç duymuştum..
Hipnoterapistlerin yazdığı kitaplar - gerçek yaşam, ölüm ve ötealaem deneyimlerinin kayıtlarını okumak çok işime yaramıştı.. bu kayıtlara; kutsal kitaplar, değişik ruhsal alanlarda guruların yazdıklarından ve kendi deneyimlerimden bir bağlantı yapabilmişti zihnim.. yuvaya yolculukta olduğumuzun farkındayım artık..   
İnsanların özgür iradeleriyle geçiş yaptıklarını biliyorum. Planın nasıl olacağı yine kendi iradelerinin sonucu.. neyse bunlara girmek istemiyorum şu anda.. Ama insanların tekamül sürecinde, yerküre sınavında olduğunu söylemek her zihnin hadi ordan demeyeceği bir bilgi en azından..
Daha evvelki yazılarımda insanların tek bir yaşam amacı var oda mutlu olmak demiştim.. ayrıca insanlar kendi hayatlarında en çok neden dert yanıyorsa onun sınavını verdiğini tahmin etmek te zor olmasa gerek.. işte tekamül kelimesi burada anlam kazanıyor.. ruhun en çok gelişmeye ihtiyaç duyduğu yer en zorlandığı yer.. demek mutlu olmanın önündeki bariyerleri aşarsak buyurun tekamül ettiniz.. ama kaç şiddetinde başardık artık Allah bilir.. hmm bu, hala özgürlük istediğini zannettiğimiz ruhun yalnızlıkla sınanması çıkmazı işte.. ne istediğini bilmeyen yada istediklerini hep bulandıran aptal ZihiN.. tuhaf manyak bir mekanizma.. zihni yok sayamazsın, meditasyon yapmak için bile zihninin iznine ihtiyacın var çünkü.. berbat kontrol mekanizması gelişmekte olan ruhun içinde sıkışmışlık duygusu..
Kayıplar yinede acı veriyor işte.. neyin acısı bu? Annemden sonra Annemle birlikte geçmişimide kaybetmiş gibi hissetmiştim.. sanki zaten yoktum ve bu bana hatırlatılmış gibi tuhaf bir duygu.. Halam yine aynı geçmişten başka önemli bir parçayı götürdü.. Sarıldığında kalbiyle halam benim diyen biri yokmuydu? hayatımda yediğim en güzel kadayıf tatlısı ve patlıcan reçeli gerçekmiydi?
Ebeveyn kaybından sonra insanların o zaman yetişkin olduklarını biliyor muydunuz? kişi kaç yaşında olursa olsun o yaşında büyüdüğünü hissediyor.. deli bir çıkarım ama doğru..
İçim dualarla dolu.. Halacım.. şu anki farkımla ki 1.5 yıl önce yaşayabileceğim acının dozunu ölçebileceğim bir alet yok.. bir daha mümkün değil bukadar yıkılmam hiçbirşeye dediğim zaman.. sanki bütün acı limitimi bitirmiş fondip yapmış gibiydim yada edindiğim tonlarca bilgi deneyimden sonraki halim.. bu halimle kalbim dualar içinde ama mutlu olduğunu bilmenin içimdeki huzuruyla ama bir daha sarılamayacak olmanın hüznüyle dop doluyum.. garibim tuhafım birdaha büyüdüğümü görmenin haksızlığını yaşıyorum.. Orada çok mutlu olun... dediğin gibi "bir gün hepimiz buluşacağız" o vakte kadar yinede bir şekilde bağınızı hissettirin.. şimdi benim yerime Anneme sarıl.. sonsuz sevgiler..










21 Mayıs 2012 Pazartesi

hayatı kazandık.. ruhu?

bir yerde doğarsın, yaşarsın çocukluğunu olabildiğince
yapma etme laflarından fırsat buldukça
etrafta herşey oyun alanıdır,
oynarız mutlu oluruz,
daha iyi oyuncak daha mı mutlu eder kimin umurunda
yoktan var eden yaratıcılığımız devrededir
söker biçer yaparız bişeyler
sonra biraz daha büyürüz
arkadaş diye bişey farkederiz
yeni oyun alanı o gruba dahil olmak
onaylanmak
sevilmek ne ozaman keşederiz
sonra sorular başlar
acaba annem babam beni seviyor mu?
diğer anne babalar nasıl seviyor kıyaslarız gizlice
varlık yokluk kimin umurunda sadece sevilmek isteriz
deli dolu çağımızda koşulsuzca
beklentiler karşılanırsa belki daha çok sevileceğiz sonucuna varırız
telaş içinde
büyürüz biraz daha
şimdi sevgi akışının çeşmesi başka yerdeymiş deriz
bak en önemlisi bu
acıyarak sevilmek ne demek öğreniriz
sevmek acı çekmekmiş vay be
bir telaş daha
şimdi yetenekler ve dünyaya sahip olma isteği
bir dünya sevgi alır belki deriz
daha çok sahip olmak diğer bütün duyguları sünger gibi kapatıyormuş bak
umutsuzluk endişe kuşku ve gerçek mi soruları... derken
dünyaya sahip olmak anlamsızmış dediğimiz yaşa kadar büyürüz
artık hiçbirşey tatmin etmiyor mu
o zaman çocuk saflığına döneriz,
neye sahip olduğumuzun zerre önemi olmadığı döneme
şimdi herşey daha güzel
formülü buldum deriz 
yaşamak deriz
ahh beklentisizce, mutlu olmak umursamadan
anda keyif almak bütün bilge lafların özü
aynen deriz.. aynen
çocukken yapıyorduk bütün bunları halbuki
kimin umurunda beni sevdiğin sevmediğin
ben yaşamaktan mutluyum
ben varsam hayat var ben yok oda yok deriz
şimdi sonamı geliyoruz aman tanrım aman allahım..
neyi sayıyoruz.. kalan zamanı?
ama şu kadar geçti ...
neyin kıymeti bildik
kahretsin..
hayatın yaşanmamış anlarına küfrederiz
lanet olsun.. şimdi ki aklım olsa
o kadar zaman harcarmıydım sana
şimdi kurtaracak zamanı sayarız
yaklaştıkça
daha çok
daha içten
daha samimi
gülmek varya işte... bu mutluluk
ben varsam hayat var yoksa kimin umurunda ne olduğu
benim neyim varsa hayatımın kalbi orada
çocuk git işine
aklım karışıyor
amaaaannn
kimin umurunda...


  
i've gained the world then lost my soul
maybe it's cause i'm getting old
all the people that i know
have gained the world then lost their souls....

10 Nisan 2012 Salı

Peki ya kim an'lar?

an'da doğarsın bakarsın başka bir an'da ölüsün..
o an'ları hayatının tümü sanırsın ama yok değildir
başka bir an gelir anlarsın
bir iyi bir kötüsündür
bir umutlu bir umutsuz
bir güneşli bir bulutlu
bir meleksindir bir şeytan
kimsin sen derler
sen bile bilmezken tarif defterinde ne yazdığını
belki bir baharat eksiktir ama bulucam dersin içten içe
tam tarife yaklaşırken öteki an'da değişirsin aa a
belkide, yaşadığın güzel an'ları çoğaltmalı dersin
sonra birden zihnin karışırken kalbine
bir an'da vazgeçersin
salakça bulursun
sonra bulduğuna kusmak istersin
için kıpır kıpır kıpırdarken
pişman olursun ama
her zaman başka an'lar var
bilirsin içten içe
umursamamayı öğrenirsin
umursamaz halinle gurur duyarsın
peki ya an'lar anı olduğunda ahh?
zihnini tokatlamak istersin
an'ların anısına kadeh kaldırırken bulursun kendini
içelim daha içelim daha daha daha..
anlarsın anıların an'ların da kaybolmak
dersin iyi olurdu
ama bilirsin daha iyi an'lar içindi bütün bunlar
içine ferahlık çöker.. ohhhhhh tamam
farkına varırsın o an'da yüreğinde olanları
ve şükredersin geçmiş anılarına
sonra kadehi gülen kalbinle kaldırırsın
işte şimdi anladım dersin
çözülür içinden o an'da birşeyler
sesini bile duyarsın.. hatta çatır çatır
ve işte o an huzura ulaştığını anlarsın
ve yeniden an'a doğarsın
bebek saflığında
safça
özgürce
heyecanla.........

................

1 Mart 2012 Perşembe

Para Para Para... - 2

Önceki yazımda genel olarak para ve hayatımızdaki ifadesinden bahsetmiştim, ayrıca parayla ruhsal, zihinsel ve fiziksel ilişkimizin önemine değinmiştim.. Ruhsal maddeleri önceki yazıda bulabilirsiniz.. şimdi zihinsel kısmıyla ilgili birkaç laf edelim... laf etmeden şunu hatırlatalım.. para, siz nasıl talep edeceğinizi bilmedikçe size gelmez..

buyurun zihinsel kısmı burada;

1- Zihninize para geldiği gibi gider düşüncesi hakimse hemen değiştirin.. bunun için kazandığınız büyük küçük her paranın bir kısmını bir kenara ya da bankaya atın ve unutun.. iyi fikir demeyin bunu YAPIN!.. insanlar kazandıkları parayı önce harcar sonra kalanını kenara atarım der ama görür ki hepsi harcanmış ve asla kenara bir şey atamaz!! Bu yüzden kazandığınız parayı HARCAMADAN evvel bir kısmını bir kenara atın ve kalanını harcayın.. göreceksiniz nasıl para birikiyor!!
2- Yaşamda hiçbir para, meblağı ne olursa olsun zamandan daha değerli değildir: Zamanınızı kontrol edin, enerjinizi size az para kazandıran yerlerden çekin.. aynı zamanı verip daha çok kazanacağınız işlere yönelin ya da varsa onu besleyip büyütün.. eğer vazgeçmek zor geliyorsa o zaman kendi yerinize zaman harcayacak birilerini yerleştirin..
3- Eğer bir girişimci olacaksanız ki ne işle meşgul olursanız olun her daim bunu yapabilirsiniz.. dikkat edeceğiniz şey deve kuşu yumurtasını herkes düşündü ama tüylerini kimse düşünmedi gibi hedef kitlesi olmayacak bir fikre yaratıcı diye asla sarılmayın.. eskiden ürün bulunur pazar aranırdı şimdi pazara göre ürün çıkarmak daha anlamlı.. hedef kitlenizi bildiğiniz kitleden seçerseniz kendinizi daha güvende hissedersiniz.. mesela bankacıysanız bankacıların ihtiyacını siz daha iyi bilirsiniz..
4- Girişimci olun ve asla sıradan düşünmeyin.. gözünüzü hep en tepeye dikin.. bunu yaparken adım adım ilerlemeniz gerektiğini unutmayın ama.. küçük bir adım ve adım adım adımlar yumağı şeklinde büyümek daha sağlıklıdır.. bazen kazanmak için kaybetmek gerekebilir bu nedenle düşeceğiniz merdivendeki basamağı iyi analiz edin.. birden çıkma fikri elbette cazip ama düşünce biyerinizin acımayacağını önceden bilin..
5- Çoğu insan aldığı maaşı beğenmez ve daha çok kazanmak ister.. bu kişiler genelde eğitimim iyi, iyi işler yaptım ben akıllıyım diye geçinenler ama hiç düşünmez ki madem bu kadar iyiyim o zaman başkasının vereceği maaşa neden ihtiyaç duyayım?? yapmayın yeterince akıllı değilsiniz işte! ve itiraf edin patronunuz sizden daha az eğitimli olsa bile sizden daha akıllı..
6- İnsanlar hemen bugün şimdi bu dakika para hatta çok para kazanmayı istiyor.. yarını beklemek zor şimdi ihtiyacım var!! hı hı your wish is my command... ahh rüyaymış..ne komik.. gülerim çünkü bu hem fizik kanunlarına aykırı hemde bugün adım atıp beklemedikten sonra her geçen gün eli boş bir yarın oluyor.. emek sabırla birleşmezse her gece dua etmek faydasız.. bugün kazanmak için dün ne yaptınız??
7- Paranızın gidiş yönüne bir bakın.. gittiği yerde gitmese de olur diyeceğiniz maddeler bulacaksınız.. bu size artı kazanç sağlayacak başka bir yol.. kazanmak için bazen giden yolları tıkamanız gerekebilir.. gelecekte geri dönüşü olacak yollardan korkmayın.. çocuğunuzun okul masrafları ya da hayalinizdeki ev gibi.. ve yarın göremeyeceğiniz gereksiz harcamalara göz atın.. tüketen para yerine üreten para hesabınızı çoğaltın..


Bu kadar lakırtı yeter.. fiziksel kısmı diğer bölümde yazacağım..
Bolluk ve bereket dolu günler dilerim

Sevgiyle..

  

.

23 Şubat 2012 Perşembe

Para Para Para... - 1

Bir önceki yazımda konusu "Para" olan 2 diyalogtan bahsetmiştim.. Yazıyı okuyanlar Parayla ilgili tüyolar buluruz diye başlığı görünce heyecanlanmışlar.. Yazı sadece diyalog yansımasını amaç edinmişti ama Parayla ilgili söyleyecek çok şeyim var elbette..
Para konu olarak mali rahatlık ifadesidir.. ve mali rahatlık derdinde olan ama mali rahatlığın ne demek olduğunu bilmeyen birçok kişi tanıyorum.. Aslında mali rahatlık uzanabileceğiniz kadar yakındır.. ama para tek başına sizi mali rahatlığa kavuşturmaz, bunu sadece siz başarabilirsiniz para değil... evrende tonlarca para var ama o size gelmez siz gitmek ve almak zorundasınız..

Yapılan istatistikler insanların yaşamlarında en fazla yoksunluğunu hissettiği 2 maddeyi para ve özelleştirilmiş sevgi ilişkisi olarak belirler.. doğrudur da.. bize gelen her kişi bu konuları banko söylerler ya da her yol buraya çıkar.. İlişkiler konu olarak daha çok duygularla çalıştığından ve çift taraflı kontrol mekanizması işlediğinden Para konusuna göre daha zordur.. Para yada kişinin parayla olan ilişkisinin kişinin direk kontrolünde olması onu kolaylıkla var edebilmek, yönetebilmek ya da istediğini yapabilmek konusunda daha özgür hissettirebiliyor...  kısacası para konu olarak ilişkilerden daha az çetrefillidir..


Ne istiyorsunuz? Hep sorarım dünyayı satın alacak paranız olsa en çok neye sahip olmak sizi mutlu ederdi diye.. kolay kolay kimse cevap veremez..düşünmemiştir.. düşündüğünde de çok şeye sahip olmanın mutluluk getirmeyeceğini anlar akıllı bıdıklar sonunda.. o halde nedir? yaşam kaliteniz paranızı nasıl baskül baskül dizdiğinize, sakladığınıza yada harcadığınıza bağlı değildir, gerçek mutluluk sahip olup olmadıklarınız da değil, kendinize "kim" ve "ne" olduğunuzla ilgili yapıştırdığınız ifadelerle ilgilidir.. Biraz sonra mali durumunuzla ilgili kendinize neler söylediğinizi ve kendinizi nasıl bloke ettiğinizi anlatacağım.. İhtiyacınız olan şeyler ile istediğiniz şeyler arasındaki farkı ayırt edebildiğiniz zaman ve yarını göz önünde bulundurduğunuzda ihtiyacınız olan herşeye hatta daha fazlasına sahip olacağınızı bilin.


Para ancak onunla olan ilişkinizi düzeltirseniz size gelir.. varlığı ya da yokluğu pis, kötü, bütün dertlerin anası, ayıp vs vs gibi negatif bütün düşünceler sizi ondan uzaklaştırır.. ne düşündüğünüzü anlamak için dudaklarınızdan dökülen sözlere kulak verin.. ve paraya kolayca sahip olanların ağzından bu kelimeleri asla duymayacağınızı bilin.. isterseniz test yapın dikkat edin bakalım.. Ve elbette kimse sevilmediğini bildiği birinin yanında durmak istemez öyle değil mi?

Para canlı bir enerji ve ona neler dediğinize bakın hele..

Siz: Paraya hiç önem vermem!
Para: O zaman bende sana önem vermem hatta hiç umurumda değilsin!

Siz: Paranın gözü kör olsun!
Para: Tamam artık seni görmüyorum sende beni bir daha rüyanda görürsün !

Siz: Borçtan asla kurtulamayacağım!
Para: Sözlerin benim için emirdir!!

Evrende herşey ruh fizik zihin bütünlüğü içinde VAR ol'ur..  ve bakalım ruhsal fiziksel ve zihinsel arızalarınız nerede?

Ruhsal olarak eksikleriniz şunlardan biri olabilir mi?

1- Para kazanmaya inancınız var mı?  Dürüst olun!....... Para kazanmaya inancınız ne kadar yüksekse o kadar fazla para kazanırsınız.. inancınız oranında para kazandığınızı bilin... nerede olursanız ya da hangi işle meşgul olursanız olun sadece inancınız oranında birbirinize kavuşursunuz..

2- Para kazanmak istemenizin sizi motive eden güçlü bir içsel sebebi var mı?  İçsel bir sebebiniz olmadan asla istediğinizi zannettiğiniz şeye ulaşamazsınız.. konusu ne olursa olsun! Hangi neden sizi para kazanmaya itecek? itici gücünüz ne? Güçlü bir neden paranıza ruh katacaktır.. Nedeninizin ne kadar güçlü olduğunu anlamak için kalbinizin kaç şiddetinde attığına bakın..

3- Mecbur hissettiğiniz bir durum var mı? Belki en kötüsünü gördünüz ve daha kötüsü olmadığını bildiğinizden gücünüzü füze haline dönüştürmek elinizde.. eğer mali sıkıntı içindeyseniz iyi haber gücünüz ateşlenmek için güç topluyor ve sizi bekliyor..

4- Neden parasız kaldığınızı anlamak için içinize bakın.. hangi blokajlarınız var? para size akmak için yol bulamıyorsa bu onun suçu değil. Blokajlarınızı tespit edin ki para size akmak için kanal bulsun.. Cesaretiniz mi yok? cesaret kelimesinin kökeni sanskritçe "kalp" demektir.. Kalbiniz ne kadar büyükse blokajınızı yıkacak gücü oradan bulursunuz.. küçük bir cesur adım size büyük bir kanal açabilir..

5- Bedel ödemeden yaşamda hiçbir şeye sahip olamazsınız! Daha çok para istiyorsanız "verme" ilkesini öğrenmeniz gerekir. Çok az paranız olsa bile bir kısmını verin ki alabilesiniz.. Herşey enerji alışverişiyle tam olur. Vermeden alamazsınız! Düzenli olarak verirseniz para girişiniz artarak devam eder..

6- Paranın gelişini ne kadar içtenlikle kabul ediyorsanız aynı zamanda gidişine de aynı içtenlikle saygı göstermelisiniz.. giderken negatif duygularla uğurlamak tekrar gelişine engel olabilir. Her haliyle değerli olduğunu ona hissettirin.. kovduğunuz biri tekrar kapınıza gelmekte zorluk çekecektir...
..........................

burada kesiyorum... 2. bölümde zihinsel ve fiziksel kısmını yazacağım dilim döndüğünce..

Bu arada bunları düşünün ve lütfen düşünmede kalmayın!!
Bolluk bereket dolu geçsin günleriniz..


Sevgiyle,


...

13 Şubat 2012 Pazartesi

1 konu 2 diyalog - PARA

Koç olma eğitimleri verirken potansiyel koçların ve beni meslek hayatımda tanıyanların zihinlerinde acaba nasıl yaşıyor sorularını görürüm hep.. işte size hem profesyonel hem de sosyal hayatımdan diyalog örnekleri...

Eğer zihninizde 7/24 koç olarak yaşamam gerektiğini hayal ediyorsanız hmmm bu sizin dar görüşünüz derim.. hayat bir kimlikle yaşanmayacak kadar zengin..

İşte buyurun gerçek bir koçluk diyaloğu... KONU: PARA

Müşteri: Düşüyorum da daha fazla param olsa, yada çok param olsa hayatımda her şey düzelir, o zaman mutlu olurdum..
Ben:  Peki kaç para lazım mutlu olman için ya da her şeyi düzeltmek için sence?  bu çok para kaç para mesela?
M: Soru zormuş.. Ne bilim hiç düşünmedim.. belki düşünemeyeceğim kadar para.. hiç yokluğunu hissetmeden..
B: Diyelim ki dünyayı satın alacak paran var.. en çok neye sahip olmak seni mutlu ederdi?
M: (uzun sessizlik.......) sanırım birkaç holding...
K: Yani çalışmaya hemde daha çok çalışmaya yatıracaksın paranı??
M: Yok yok çalışmak istemem.. sahip olmak hoşuma giderdi.. ama çalışmazsam onları da kaybederim değil mi?
K: Haklısın ama korkma hala çok paran var.. Başka? en çok neye sahip olmak seni mutlu ederdi?
M: Bunu daha evvel hiç düşünmemiştim.. aklıma çok net şeyler gelmiyor.. belki sadece sahip olmak mutlu ederdi..
K: Peki şu anda diyelim ki sahipsin.. hayatında ne değişecek?
M: Bilmiyorum...............
K: Peki çok paranın sana getireceği duygu ne olacak?
M: Sanırım güvenlik..
K: Güvende hissetmediğin ne var hayatında?
M: Gelecek kaygısı belkide.. gelecekte rahat yaşamak..
K: Haklısın bu son derece mantıklı.. peki rica etsem bana en çok sahip olmak isteğim şeyler diye bir listeyle haftaya gelir misin? Bakalım çok paran sana hangi mutlulukları kazandıracak önce onları bulalım.. ayrıca hiç paraya ihtiyacım olmasa nasıl yaşardım diye bir hikaye yazar mısın? Seni güvenli bir geleceğe nasıl taşırız bakalım birlikte..


..........................

Şimdi de arkadaş sohbetimden gerçek bir diyalog..    KONU: PARA

Ben : Kızım üstündeki hiç yakışmamış nerden aldın bunu salı pazarından mı?
Müge: Yok be sende amma attın.. tamam ucuzluktan aldım ama bu mango.. Napalım ahhh çok param olacak ki.......
Ben: Napıcaksın ki çok parayı?
Müge: Ahhh neler yapmam ki?
Ben: Mesela?
Müge: Kendimi gördüğüm ilk estetik cerrahın ellerine bırakırdım, şöylee göbeğimin oramı buramın yağlarını aldırırdım.. brezilya poposuda fena olmaz dimi? sonra dünya şeyler alırdım.. hayatımın yarısını Louis Vuitton, Chanel, Prada mağazalarında geçirirdim...offf beee içeri girer önüme serin şunları hemen derdim.. para kokusu alır bunlar hemen etrafımda pervane olurlar valla billa..
Ben: Eeeee?? sonra?
Müge: Sonra karşımda dizilen erkeklerden beğen beğendiğini hıhıhıhıhı:)
Ben: Nasıl yani onlarda mı para kokusu alıyor?
Müge: Off ya senle de hiçbişey konuşulmuyo nasıl koçsun kızım sen? sanane benim hayallerimden..
Ben: Hahahhaa tamam tamam kızma.. bide nasıl koçsun deme bidaha valla kızıyorum bu lafa biliyosun..
Müge: Hahaha tamam.. hmmmmmm birde parayı ihtiyacı olanlara dağıtırdım galiba.. onları mutlu etmek beni de mutlu eder..
Ben: Onların mutsuz olduğunu nereden biliyosun? ayrıca başkalarını mutlu ederek mutlu olunmaz anca tatmin olunur.. illa bişey yapacaksan iş imkanı verirsin onlara..  ilk söylediklerin daha anlamlı en azından kendin için birşeyler yapacaksın
Müge: Öyle deme ben mutlu olurum...
Ben: Ya hadi geçiniz şekerim külahımaaaa anlat bunları.. illa birine yardım edeceksen kendinden başla..
Müge: Hmmmm aman aman iyi... sen peki?
Ben: Ben ne?
Müge: Sen çok paran olsun istemez miydin?
Ben: İsterdim ihtiyaç hissetseydim.. şimdilik hissetmiyorum..hayır.. eğer çok param olursa uğruna mücadele edecek bir amacım olmaz.. çok para amacımı elimden alır istemem..
Müge: Aslında haklısın.. biz böyle iyiyiz beee hadi içelim...
Ben: İçelim şekerimmm.. bak yağ aldırma fikri iyiymiş kaça patlar var mı tanıdığın yaptıran?


.................

12 Ocak 2012 Perşembe

Filozof Taksici! - 2

 (aa aslında benimde düşüncem bu ama bu taksici?? Daha evvel hiç böylesini görmedim bu adam hayatla kavga eden tiplerden değil belliki.. şaşırdım cidden, birazda utandım anlamaz diye yorumlarımı sakladığımdan....)
..........................
Ben: (gerçekten yorum ilgimi çekti.  ayrıca bunu söylerken son derece dingin..bu dinginlik söylediklerine derinlik katıyor sanki...)
Taksici:  Abla düşünsene hayatla neyin kavgası bu? insan taş devrinde de insandı. yemek çeşidi mi vardı o zaman sadece avladıklarını yerlerdi çiğ çiğ hemde.. lezzet peşinde değil yaşamak peşinde.. o zaman da yaşıyordu insanlar.. doğalgaz mı vardı?yoklukla ilgili bilgilerimi vardı? şimdi her şey var varlığın içinde yokluk olduğunu zannediyor insanlar.. halbuki şimdi VAR! varlık içinde neyin eksikliği bu?
B: çok doğru söylüyorsunuz ( aa ağzım açık kalmış şimdi farkettim...)
T: Aslında hayatla kavgayı biz büyürken öğreniyoruz büyüklerimizden. Biz doğarken böyle doğmadık ki! büyürken hep varlık yokluk karşılaştırması yapıyor zihnimiz. Bizi büyütenler kendi doğrularını bize öğretmeye çalışıyor ama onlarda bilmiyor neyi öğretiklerini ki.. ve sonuç öğrenmişiz çaresizliği, öğrenilmiş çaresizlikle ne yapacağımızı bilemiyoruz sonra da...
B: öğrenilmiş çaresizlik? siz bu terimi nereden biliyorsunuz?
T: ne bilim abla uydurdum öyle..
B: nasıl yani?  orjinal bir psikoloji terimi bu..
T: ben nerden bileyim abla ilkokul mezunuyum ben..
B: ama belli ki iyi yetiştirmişsin kendini
T: ee benimde bir hayat görüşüm var tabii, Kars'lıyım ben, eşim orada, 4 çocuğum var, İstanbul'a her yıl 4 ay gelir taksicilik yaparım.. Eşimden ailemden çok memnunum. Onlardan çok ayrı kalmak istemem. Kars'ta da birşeyler yapıyorum kendime göre, halimden memnunum. Her şey yeterince var, fazlasına ihtiyacımız yok. Önemli olan mutlu olmak değil mi? ben mutluyum.
B: ....................................................................... ( işte bu! bu kişi ne kadar mantıklı konuşuyor.. bir ton kitabın öğrettiğini "o" yaşıyor, aman Tanrım!, bir sürü kişi bu bilgileri kitap adı sayfa no konferans seminer adı vererek anlatır ama kendi hayatında zerresini bulamazsınız, ama bu taksici yaşıyor.. hem de sanırım yaşı 30 ların da bile değil!..)
T: bir insan neden mutlu olamaz anlamıyorum..insan mutluluğunu bozmak için neden bu kadar uğraşır ki? halbuki hayatta herşey basit. Basit olan güzel. Mutluğu insan zor zannediyor, zor zannettikçe zorla almaya çalışıyor, zorlaştırıyor..sonrada hayatı yaşayamadan hastalanıp gidiyor.. halbuki basit görse her şey daha güzel olacak daha güzel görünecek her şey..
B: (keşke kayıt cihazım olsaydı ne güzel olurdu, kaydeder derste dinletirdim enteresan gelirdi insanlara kesin...)
T: öyle değil mi abla?
B: evet haklısın öyle.. işin sırrı karşına ne çıkarsa ya da ne çıktığını zannederse ona basit bakabilmekte.. nasıl görürsen her şey ona dönüyor, zor görürsen zora dönüyor..
T: evet abla, aynen öyle..
B: eve yaklaşıyoruz ben ışıklarda ineceğim.. ne kadar keyifliydi sohbet.. ne çabuk gelmişiz hiç farkında değilim..(off eve yaklaşıyoruz, bu yol bitmese biraz daha uzasa ne güzel olurdu.. İzmite kadar gitsem hiç sıkılmam.. bu taksici bir bilge, sanki öğreneceğim çok şey var gibi hissediyorum.. kimbilir neler var bildiği ama ben duyamayacağım  ne fena.. )
B: peki ilişkilerle ilgili ne düşünüyosun? malum insanların yine çıkmazda hissettikleri en önemli konulardan biri..(son bir hamleyle birde ilişkilerle ilgili bir şey sorayım bakalım ne diyecek merak ettim..)
T: İlişkilerde en önemli şey doğallık abla, doğal olunca her şey yolunda gider gitmezse zaten doğana uygun değildir kaçmak lazım ondan...... bırak gitsin eğer bırakmazsan zaten bir süre sonra bedeninde irin şeklinde çıkacaktır.. bünye atacaktır er yada geç.. kişiler çift taraflı ne kadar doğalsa o kadar bütün hücrelerinde bir ilişkim var dersin ve bedenin buna tepki vermez..
B: ne güzel özetledin.. keşke daha fazla dinleyebilseydim seni..
T: belki yine denk geliriz durağımı biliyosun..
B. teşekkür ederim.. güzel bir sohbetti.. umarım senin için her şey yolunda gider diyeceğim ama belli ki buna hiçmi hiç  ihtiyacın yok.. keşke intihar etmek isteyen bayan senin sohbetini dinleseydi muhtemelen hayatında kırılma anı olabilirdi. O bayan için üzüldüm. Hala yaşıyor mu bilmem çünkü intihar etmek isteyen kişiler er yada geç bu planını gerçekleştirirler..(şimdi rahat konuşuyorum biliyorum artık aynı dilden konuşuyoruz..)
T: Allah yardımcısı olsun, akıl fikir versin herkese..
B: çok teşekkürler, akşamınız güzel olsun
T: sağol abla, sizinde..
.........................................

Bu da neydi böyle? adam ne ders verdi bana şimdi??........... bal gibi hala yargılarım var işte.. unuttun mu yeryüzü meleklerini ve onlarla karşılaşmalarını ah Fatoşş,... ama bu ruh!... bu yüce ya da olgun ruh dediklerinden belli ki.. olgun ruhlar genellikle kendilerine daha zor bir hayat seçer.. deneyimleyecekleri, deneyimlemek istedikleri şeyleri bu yaşamda böyle deneyimlemeyi seçerler.... nereden geldiği belli olmayan ruhsal olgunluk aslında tekamüllerindeki izler.. kimbilir o neyin sınavında hala ve hala..ama çok belli epey bir yol almış.. birçok kişiden gömlek gömlek üstte.. kimbilir karşınıza bu ruhlar nerelerde nasıl çıkar ama onlardan öğrenecek çok şey var gerçekten.. bu fırsatı yakalamak için fırsat vermek lazım değil mi sizce de? zor şartlar olgun ruhlar.. şaşırmak bazen çok çok güzel...

Sevgiyle,





  

8 Ocak 2012 Pazar

Filozof Taksici! - 1

Geçen akşam..
Hava bugün de soğuk.. Akşam biraz erken çıkıp trafiğe kalmamaya ayrıca soğuk havada daha rahat taksi bulmaya niyetlenerek yola koyuldum. İnşallah hemen taksi bulurum diye güzergahım olan Valikonağına hızlı adımlarla çıktım.. saat 16.40..  baktım trafik felç! Aman Tanrım taksi bulayım hemen bu ne soğuk dedim kendi kendime ve baktım bir taksi birkaç adım ötemde ilerliyor aa bu boşmu acaba diye ardından bir koşu yetiştim ve baktım boşşş.. oleyyy.. ama o ne taksici soru sordu " abla nereye?" bu sorudan nefret ediyorum.. çünkü boşum ama gideceğin yere göre seni almayabilirim mesajı taşıyor.. " Balmumcu" dedim ve taksici "atla abla o zaman" dediğinde bir ohhhh çektim..
Sıcak takside rahat rahat oturmak ne güzel diye geçirdim içimden, ayrıca içim ısınmıştı evime biran evvel gideceğimden..

Takisici: abla kusura bakma Taksim filan deseydin oradan geliyorum ve trafik felaket orada..
Ben: sorun değil sizde haklısınız (aman iyi ki aldın beni yoksa 40 saat sinir ve soğuk içinde bekleyecektim)
T: benim durakta Astoria da iyi oldu Balmumcu yolumun üzerinde..
B: ne güzel işte (aman götürde nerde çalıştığın benim için önemli değil)
sessizlik............................................. 
B:(oh ne güzel sessizlik şimdi taksici dram hikayeleri, sinir bozucu trafik hikayeleri anlatacak... off dinleyemeyeceğim.. hiç çekemem!)
.......................
T: fabshaakhagasg hahkakjha bkshaksı........ vıdı vıdı vıdı...................................
B: hmm evet hı hı aaa (yahu ne anlatıyor bu adam beynim yine kendini dış dünyaya kitlemiş hiçbişey algılamıyorum dediklerinden... off.. ilgilenmediğimi anlarsa susar belki, hı hı..)
.......................
T: evet diyosunuz ama bir gün bir bayan bindi arabama bana dedi ki karşıya geçiyoruz.. bende tamam dedim.. biraz ilerledik bayana sordum nereye diye.. ona göre nereden gideceğime bakacağım değil mi abla.. bayan dedi ki sen geç karşıya ben söylerim.. Ya sabır dedim dur bakalım ne çıkacak altından.. ve sürdüm arabayı, bi süre sonra bayan dedi ki boğaz köprüsüne gelince yavaş gidelim hava alayım..  !!!iyi tamam dedim.

Boğaz köprüsüne geldik, bayan yavaşla dedi, yavaşladım bir süre sonra daha yavaş daha yavaş derken baktım kapıyı açıyor inecek.. bir hamleyle kolundan tuttum.. bana bağırmaya başladı, bırak be adam sana mı vericem hayatımın hesabını!!.. ben biyandan kadının kolunu tutuyorum bir yandan arabayı sürüyorum.. derken bayan elindeki biber gazını sıktı ve gözlerim anında körleşti.. bir yandan arabayı sürüyorum sağa sola nereye gittiğini bilmeden köprüyü geçmeye çalışıyorum biryandan kadını bırakmıyorum..
………..
Bense aklımdaki türlü düşüncelerden sıyrılmış hikayaye konsantre olduğumu fark etmiştim bir anda..
B:  Eeeee? .. (aa hikayaye bak vay be, kadın kesin intihar edecek ne zayıf insanlar var yarabbim..)
T: Derken baktım etraftan insanlar geldi toplandı, bende bağırdım bu kadını tutun bırakmayın kendini atacak! Derken insanlar yardım etti kurtardık ama gözlerim görmüyor su getirdiler yıkadım yıkadım…. Sonra açıldım..

B: Hayret! Halbuki hayat herkese zor hayat herkese aynı hayat!! (demek istediğim çok şey var ama şimdi Taksiciye ne anlatıcam……..)
T: Yok be abla.. ben senin gibi düşünmüyorum aslında hayat zor değil kolay ama biz insanlar zorlaştırıyoruz..
B: Evet haklısın (aa aslında benimde düşüncem bu ama bu taksici?? Daha evvel hiç böylesini görmedim bu adam hayatla kavga eden tiplerden değil belliki.. şaşırdım cidden, birazda utandım anlamaz diye yorumlarımı sakladığımdan....)

To be continued……. 


yazının esas filozof kısmı 2. bölümde....... 

Not: Parantez içine aldıklarım benim iç sesim.. bunu anlamayan arkadaş olmuş.. o yorumları taksiciye söylemişim gibi...töbe töbee.. birde bu notu ne vakit yazdın diyenlere hatırlatma; ehh teknoloji düzeltme de yaptırıyor her daim..


1 Ocak 2012 Pazar

2012 gelsin bildiği gibi gelsin...


Daha evvel yeni yılla ilgili türlü türlü beklentilerimi yazardım buraya.. iyi de yapardım, kazandığım herşey için tamam buda oldu, buda oldu diye üstünü çizerdim.. ohh keyifli mi keyifli evet elbette..
kaybettiklerimi kaybedeceklerimi hiç düşünmemiştim.. yanımdan cennete uğurlayacaklarımı hiç hayal etmemiştim, istemeden kaybettiklerim, ardından isteyerek kaybettiklerim, kayıplarım.. sonraki kazançlarıma "çokta lazım değilmişsin" dedirtti.. 2005 ve 2011 hayatımda mühürlü 2 dönem, 2 dönüm noktası.. 2005 ten sonra hızlı bir yukarı çıkış ve tam başarı..herşey istediğim gibi.. işim bedenim ilişkilerim çevrem ailem... herşey harika ve geldim 2011 e....... "işte bu olmadı 2011" dedim bir yıla daha bir kere.. bu olmadı 2011!! ...
ve ardından sınav sınav sınav....... 
2011 in eylül ayından beri "hayat olduğun gibi gel" moodundayım..
2012 ye farklı biri olarak girdiğimi hissediyorum.. hemde 180 derece.. anlık istekler, korkusuz adımlar, beklentisiz hamleler, yapmaya .. yapma-ma-ya duyduğum özgür ruh hali.... tam esnek bir zihin ve özgürleşmiş duygular.. edinmeye sahip olmaya değil yaşamaya adanmış bir hayat.. artık hayat olduğu gibi gelsin diye kanatlanmış buldum kendimi....
nerede yaşarım bilmiyorum, kiminle yaşarım bilmiyorum, hangi statü basamağında olurum bilmiyorum, hangi evi seçerim bilmiyorum ve her an herşeyi ama herşeyi ışık hızıyla hiç düşünmeden değiştirebilirim... ve bilmemenin uçsuz bucaksız konfor duygusu.. bunu sevdim!! hiç bu kadar esnek olmamıştım hayata karşı...

ve Ceza düetiyle ile gelsin bu sözler...... aşağıdaki şarkıyla gelsin 2012.. 
......
simdi bosuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29'da doldu, vakit can almaz ancak can yakar,
fakat bir bekle bak, nakavt olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister,
ne istedigini bilmektir önemlisi var mi listen, hayallerin, hirsin, cesaretin, sabir selametimse intikam felaketimdir,
ne mektebimde vardi huzurum, ne vardi evde, çikip bir basima aglamakti belki caddelerde, hayallerin kuruldugu ve düslerin yok olmadigi, bu gözlerinse doldugu, zamanin dondugu bir yerdeyim, düsünceler dumanli daglar ayni, gözse puslu, bir bakmisim mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranin bir degeri vardir aslinda, ne de serefle onurun...
........
ekmekle vardi kavgam daha bir sertti günler, ve geçmiseydi saygim, gelecekti kaygim, kelebekti kalbim,
akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim, ve agladigimi görebilen bir annem birde ben, inceden bir perde vardi gözlerimde,
göz görür fakat dilim susardi, ayaklarim, elim, kolumda bagli, hayat bu dile kolay velakin her bir yerine agri,
ve kimi zaman düsündüm, aslinda hiç üsenmedim ben hep düsündüm, hayata karsi dört silahsör hep güler sanmistim, bu öyle lanet olasi tos bir pembe ki bir baktim her sey ciddi ve hemen uyandim...

...........

gelsin hayat bildigi gibi gelsin, isimiz bu yasamak,
unuttum bildigimi dogarken, umudum ölmeden hatirlamak...