23 Kasım 2011 Çarşamba

Türk Futbolu! nereye?..

Türk futboluyla gönül bağımız topluca sevgiliden ayrılmışız gibi içimizi acıtıyor bu günlerde..Birçok kişi Türk futboluyla ilgili yazdı çizdi ve çizmeye devam ediyor.. Yazacaklarım şike ya da futbola karışmış ihaleler değil çünkü bu ya da bunlar futbol ya da spor değil, bundan kaynaklı sıkıntılar sıkıntı çekenleri bağlar.. Toplumun sevdayla bağlandığı bir sporun halk üzerinde depresyona neden olacak kadar umutsuzluğa ve gelecek kaygısına yönelten bu sporun içinde neler oluyor acaba..

1- İsim olmuş marka değeri yüksek yabancı futbolcular neden Türkiye'ye getirilir? taraftarı mutlu etmek için. Gelirken krallar gibi karşılanır, takımına birşey vermediği görülünce Ronaldo, Guti gibi ne olduğunu anlamadan boynu bükük dönerler, gelişi muhteşem dönüşü hazin çok futbolcu daha görebiliriz bu kafayla gidersek. Bu arada tonlarca para Ülkemizden yurt dışına çuval çuval çıkar. emekliliği yaklaşan her futbolcuyu büyük paralar elbette gelmek için motive eder ama oynamak için o çuval dolusu para bile performansını yükseltmeye yetmez..
Geleceğe dair hedefi ülkesinde yorumcu olan yada son kez ilk oynadığım takımda bitireyim diyen birinden performans beklemek başta yöneticilerin sonrada medet bekleyen taraftarın ayıbı değilde ne? biyolojik yaşının da artık teknik olarak izin vermediği futbolcular Milli servete zarar değil de ne?
Artık akıllanıp, gelecek hedefi servetini nasıl değerlendirip, nasıl düzinelerce çocuğuma bakacağım yada emekliliğimi nerede geçireceğim den başka, futbola dair hedefleri futbola dair beklentileri olan futbolcular arayıp bulmak çok zor mu?
2- Antrönör seçimleri? yine bundan sonraki hedefi evinde rahat emeklilik yaşamak olan kişiler ister yerli ister yabancı olsun, sonucu hüsran.. adamların suçu ne? kendini ispatlama evresini yıllar evvel tamamlamış kişilerin bundan sonra tek hedefi ve başarı kriteri para kazanma başarısı olacaktır.. bunlar da yanlış seçim. Örnek; Hiddink.. idi mesela.
Kendini antrönör olarak ispatlama ve başarıya aç kişilere yönelilmelidir. Bu yazıya başladığımda Abdullah Avcı henüz Milli Takım antrönörü olmamıştı. Bu seçim doğru ama yolu ayıklanmalı, destek olunmalı ve sabır gösterilmeli mutlaka.
3- Yaşında gelen yabancı oyuncuların Türkiye sahalarında neden başarılı olamadığı ya da ekip ruhuna adapte olamadığı konusuna gelince, bu konu benim gerçekten ilgimi çekiyor.. bazı otoriteler ya da uzmanlar sistemle ve hard & agresive futbolla uyum sağlayamadıklarını açıklasalar da, diğer ülkelerin birbirinden aldığı oyuncular içinde aynı futbol kültürü sorununu yaşamaları gerekirdi diye bir mantık geliştirmek mümkün. Yani burada bir mantık hatası var. O zaman Ülkemize dair biraz daha derin analiz yapmakta fayda var. Bu konuyla ilgili ileride daha fazla kendimce analiz yapacağım.. bir kaç cümleye sığmayacak kadar çok çünkü..
4- Yerli oyuncular için ciddi yetişme ve yetiştirme sorunu olduğu aşikar. Milli Takım futbolcu bulamıyor oynatmak için. Yetişen yetenekli futbolcular yeteneklerini kişisel becerilerdeki beceriksizliğinden, performanslarını sürdürülebilir kılamıyor. Burada asıl sorun şu; takım antrönörü teknik ve atletik beceriler konusunda destek verse de kişisel beceriler konusunda (stres yönetimi, içsel motivasyon, problem çözme, yeni yaşama adaptasyon vs..) yeterli kalamıyorlar. Antrönörler de haklı. Hangi biriyle uğraşacak?.. bu konuda mental koçlar, mentorlar destek olabilir, antrönörün yükünü alabilir ve üçlü saç ayağının (teknik, atletik ve kişisel beceriler) üçüncü ayağını da yıkılmalara karşı ayakta tutabilir. kişisel olarak kendini yetiştiremeyen bir futbolcu teknik ve atletik yetenekleri güçlü olsa bile, tek başına hayranlık yaratsa bile hem kendi takımını hem de Milli Takım için pimi her an çekilebilir dinamit gibi zararlıdır. Zararları kendi kariyerinde hazımsızlıktan başlayarak Ülke ekonomisine hatta ve hatta toplumun ruhsal çöküntüsüne kadar uzar gider desek yanlış olmaz..

Eskiden bir sporcu müsabakalar için hazırlanırdı ama 1974 te bu değişti. Kişisel becerilerin bir sporcuyu müsabakanın içinde değil hayatın içinde sporcu yapmak için gerekli olduğunu bütün dünya bilir ve buna uygun önlem alırlar. Spor hayatı erken yaşta sonlandırılan yüzlerce isim gelsin aklınıza..

Dilerim bir gün toplumun bir çoğunun ruhunun beslendiği ve ayrıca Ülkemizin diğer Ülkeler nezdinde yerinin belirlenmesine tanıtımına ve ekonomisine ne kadar önemli katkıda olduğunu bildiğimiz Futbolumuzda da güzel günler göreceğiz.. benim buna ihtiyacım var, toplumun buna ihtiyacı var diye düşünüyorum..

Sevgiyle,
Yorum Gönder