2 Kasım 2011 Çarşamba

Ne var neler oluyor bu hayatta?

Ocak ayından beri bana bir haller oluyor.. bu haller hal mi ne hal bilmiyorum..
Hayatla ilgili herşeye sakince başkaldıran sanki herşeyi çözmüş yaşamdaki tek gerçeğin mutlu olmak olduğunu bilen ve bunu dibine kadar yaşayan, hiçbirşeyin beni istemediğim ruh haline sokamadığı biri haline gelmiştim.
Kendimden son derece memnun, hiçbir negatif duyguyu hakettiği süreden fazla yaşamayan, sevgi ve mutluluk deryası duyguları katmer katmer yaşayan biri olmak yolunda....ben artık yaşamımın bilgesiydim.. bilge kelimesini sevmesem bile içten içe yerine daha iyi bir kelime bulana kadar böyle olduğumu hissediyordum.. sonsuzluğun içinde hiçbirşeyi bilemeyeceğimin, nereden bakarsan sonsuz anlam yüklenebileceğinin bilgeliğini doya doya yaşıyordum..
Yaşamın bütün şifrelerini çözmüş, özümden gelen bütün cevaplarla uyumlanmıştım.. Yaptığım işten, kendi alanımda kazandığım şöhretten dolayı herkes beni kibirli, vazo içinde seyredilecek biri olarak görmek istiyordu. Ne sıkıcı.. tabiiki değildim/değilim..  Çünkü biliyordum ki ben ben olabilmeyi becerebildiğim için mutluydum.. Rahatça gülüyor, olabildiğince espri yapıyor, gereksiz gördüğüm, insanların "büyük bişey bu" dediği herşeyi boşveriyordum.. Başka biri olarak mutlu olmak benim "yapabileceğim" birşey değildi, çünkü tercihimi "yapmaktan" zevk aldığım başka şeylere kullanıyordum hep. Hem yakın hem uzak olduğum kanısına varıyordu bazen insanlar, zihinlerini karıştırıyordu. Oysa bu da benim herkesin elini kolunu sallayarak giremeyecekleri hayat bahçemin mahremiydi... anlatmak zorunda bile hissetmiyordum. Kendimden iyi bir bina inşaa etmiştim tamda beni yansıtan. Daha ne?
Kimseye tamah etmez, kimsenin beni üzmesine yada enerjimi almasına izin vermeden ama onlara da kızmadan gücenmeden yaşamayı öğrenmiştim. Herkesi hiçbir extra çaba sarfetmeden olduğu gibi kabul ediyordum.. nede olsa herkes bildiğini yapıyordu, bilse başka bir şey yapardı.. gözümde herkes en naturel haliyle olduğu gibi mükemmeldi.. bazen en yakın dostum bir bina görevlisi bazende en tepe firmada CEO olabiliyordu.. bazen bir sokak kadınıyla uzun uzun sohbetler eder bazen de bir ruhsal guru yada din adamıyla derin derin sohbet ederdim.. vay be dediğim sohbetler kimle olursa olsun en değerlisiydi.. ne de olsa hepsi aynı yaşamla ilgiliydi..
Başlayan cümlelerin sonunu biliyordum..
Kötüde iyiyi görüyordum..
Sıkıntının arkasından gelecek bilinmez gökkuşağını onlar adına hissediyordum..
Bir halta dönmüştüm farkındaydım..
Hayat güzeldi.. yaşanılası ve zevk alınası bir oyun alanıydı, insanlar neden göremiyordu bunu?
.
.
Şimdi ne oldu?...........

Bilmiyorum......

Bütün bildiklerimi unuttum..
Yaşama yüklediğim bütün anlam birden belirsizleşti.. Bu yaşamın anlamsız olduğu demek değil, sadece yüklenen anlamın belirsizliği.. sanki filmin ikinci yarısında asıl anlatılması gereken konuya yaklaşmış gibi hissediyorum..
Yaşamda nerden çıktı bu nasıl bir ihtiyaç diyorum şimdi de, işin garibi ne anlama geldiğini de sorgulama derdinde değilim..
- Game over, insert coin!
- Peki tamam...

Ocak ayından beri böyleyim.. Annem gitti hemde hiç sinyal vermeden.. o zamandan beri kalbimde tonlarca kayayla yaşıyorum.. Birinin kalbimden o kayaları kaldırmasını çok istedim.. tek başıma mücadele edemiyordum.. gücüm yetmiyordu işte...
Ne kadar aciz olduğumu farkettim.. kendime bile faydam yoktu kime olabilirdi ki?
Nasıl?

İşimden uzaklaştım, oturduğum yerden uzaklaştım, dostlarımdan uzaklaştım, alabildiğince başımı alıp binlerce kilometre uzaklaştım.. kendimden uzaklaştım......... avrupada ücra mekanlara, muhteşem manzaralı yazlık yerlere, kutsal topraklara gittim.. hiç evde durmuyordum, bina görevlisi beni sürekli elimde valiz ya eve girerken yada çıkarken görüyordu sadece.... ne aradıysam...
Kızgındım ama neye kime belirsiz.. kelimelerime umursamazlık, boşvermişlik, vazgeçmişlik yansıdı.
Bu benmiydim? Hayat seni yaşamayı seviyorum dediğim yazılar nereye gitti?
İçimde sessiz bir durgunluk içindeyim.. artık yazmaktan keyif aldığım bu bloğa bile hangi cümleleri kuracağımı bilemiyorum..
Neler oluyor demiyorum.. ne olacağını merak dahi etmeden..
Kimse bana geçer demesin.. geçecek olanın ne olduğunu ben bile bilmezken..
Kötü müyüm? Hayır.. Asla.. Sadece hayat iksiriyle kutsanmış günlere bebek edasıyla saf saf bakıyorum... anlamaya çalışarak.. nasıl oluyor, neler oluyor.. bilmiyorum.. Yeni aldığım ayakkabıya, eve aldığım bir eşyaya, gittiğim mekana, orada mı burada mı yaşasam diye baktığım yerlere,  alabildiğine off çokta önemli değil dediğim bir şey yaşıyorum....

Anlatmak bu kadar kolay mı.... değil..............................  belki bir daha denerim!..

Sevgiyle,
Yorum Gönder