29 Haziran 2011 Çarşamba

Eşruhlar Fenomeni




Son zamanların çok kullanılan kelimelerinden biri de eşruhlar. Eşruhlarını arayan bir çok kişi ve müşteriyle karşılaştım. Değişik yaş gruplarındaki bu kişiler meselenin özünde kendilerine oldukları gibi tapacak kadar sevebilecek birini aramaktaydılar. Bir çoğu, üst seviyede sevme ve sevilme yeteneğinin ancak eşruhlarla mümkün olabileceğini söylerler. İşin mistik tarafına bakarsak; kendisi olmayı becerememiş bir kişinin eşruhunun o kişiyi tanıması çok mümkün görünmemektedir. Ramtha derki;  Desem ki "hey! kapıya bak! işte eşruhun geldi!" ve dönüp büyük beklentilerle eşruhunuzun nasıl biri olduğuna baksanız ve kapıdan girenin tüm saplantı ve darbakışınızla kendiniz olduğunu görseniz ne yapardınız?"  Kendisi olamamış bir kişiyi manevi anlamda eşleştirmek çok mümkün görünmüyor. En azından kendisi olana kadar.. kendisi olduğunda da eşruhun zaten kendisi olduğunu farkedecektir. Aynı enerjinin kadın ve erkek oluşumu özünde aynı kişidir yada aynı enerjidir. 

      
Eşruhu, ruheşi, ikizruh yada ne derseniz, aramayın.. muhtemelen bulamadan bu dünyadan gideceksiniz demiştim önceki yazımda. İnsanlar eşruhlara genelikle geçmiş yaşamlardan tanıdık biri diye bahsetseler de özünde değildir. Ayrıca geçmiş yaşamlarda da birlikteysek bu yaşamda başka biriyle birlikte olmak daha eğlenceli olabilir. Geçmiş yaşamlarda aynı planın içinde zaten insanlar birbirlerini seçiyorlar. Ya anne, ya baba, ya kardeş, ya çocuk, ya eş, ya sevgili yada bize kazık attı dediğimiz herhangi biri.. çünkü plan bu. İnsanın bilinci bunu anlamaya yetmiyor elbette.. alacağımız vereceğimiz dersler var. Bu yüzden herkesle yaşadığımız ilişkilere bir ders olarak bakmak lazım. Herkes sevdiğiniz sevmediğiniz herkes planın parçasıyla bize birşeyler öğretmek için görevli. Bizde bizi sevenler ve sevmeyenler için onlara görevliyiz. Eğer kişileri bu bakış açısıyla bile değerlendirebilsek, hayatın bir oyun sahnesi olduğunu anlar ve yüklediğimiz enerjiden özgürleşiriz. herkes bizi büyütmek için kendi oyunlarını kusursuz oynuyor. Ee o zaman onlar kocaman bir teşekkürü haketmiyor mu?

Neyse gelelim ne yapacağımıza.. bizi mutlu eden insanlarla birlikte olmayı becerene kadar, diğer insanların sıkı derslerini almaya devam edeceğimizi bilelim. Dönüp bakın kendinize.. ne yapıyorsunuz? karşınızdaki kişiyle gerçekten mutlu musunuz? yada hep mutsuz olacağınız kişileri mi çekiyorsunuz? eğer doğallığınızla yanında olamadığınız biriyle birlikteyseniz muhtemelen mutlu da değilsiniz. Öyleyse arkanıza bakmadan kaçın. Eğer biri yoksa; yanında doğallığınızla birlikte olacağınız kişi aramadığızdan bahse girebilirim. Çünkü bir sürü insan kendisi mükemmel olmadan mükemmeli arar ve bulamaz. Ee doğa kanunu.  Ayrıca mükemmel yoktur, mükemmel olsak insan olmazdık. İnsan olmayan birini mi arıyorsunuz yoksa? 

Yakınlaşmaktan korkan insanlar kendi eksikliklerini (ki bilmeliler tam yok, en azından yerküre boyutunda) karşısındakine göstermekten korkarlar. Halbuki biz olduğumuz gibi iyiyiz. Özümüzde tam ve bütünüz. Bizi kendimize eksik hissettiren kendimizle ilgili düşüncelerimiz. Düşünceleri değiştirin. Hepimiz tekiz, bir taneyiz, biriciğiz .. bizden başka bir tane daha yok bu dünyada.. bu bile eşsiz olduğumuzu gösteren en basit ifade. Bırakın kendinizi, korkmayın, kendinize hata yapma şansı tanıyın. Hatalara hata diye bakmayın onlar ders ve başka türlü öğrenemeyiz. Mümkün değil. Hata yapmadan gelişemeyiz. Gelişeceğiz taa ki özümüzde tam olduğumuzu anlayana kadar. Birlikte mutlu olup doyurucu bir aşk yada sevgili ilişkisi yaşamanız zor değil. Herkesin mutlu olacağı bir ilişki yaşayacağı bir sürü kişi var dışarda. Eşeruhlara değil mutlu olacağınız kişilere odaklanın. 

Aşkı bulmak için özel becerilere sahip olmak gerekmez. Aşk arayışında size yol göstermesi gereken duygu durumu; zevk, neşe ve rahatlıktır. Kişisel olmakla birlikte, sıcak, duyarlı, düşünceli ve tercihen mizah duygusuna sahip kişiler en iyi adaylardır. Bu kişilerden sokakta çok var. Sadece mutlu olacağınız birini bulacağınızı bilin. Bakın inanın demiyorum. BİLİN. Böyle biriyle karşılaşacağımı biliyorum deyin. Özgüveninizi geliştirmeye ve hem dış görünüşünüzü hem de kişiliğinizi iyileştirmeye bakın. Eğer mutlu değilseniz ve düzelmesi zorsa mutlu olacağınız kişiye şans vermek için bırakın gitsin. Aynı sizin gibi onunda mutlu olmaya hakkı var ayrıca. Ya da vazgeçin daha iyisi olur mu diye daldan dala gezmekten. Mükemmel arıyorsanız bilin ki mükemmel diyeceğiniz kişiyle mutlu olma şansınız az. Bize kendimizi iyi hissettiren, sıcak, duyarlı, komik kişilerle mutlu olma şansımız yüksektir. İyi hissettirmek ve iyi hissetmek mutlu olmanın anahtarıdır, tek formüldür. 


Sevgiyle,

FA






8 Haziran 2011 Çarşamba

Aşkı arayanlara öneriler

Çocukken bize gösterilen veya bizden esirgenen sevgi konusunda geçmişi değiştirmekle ilgili elimizden fazla birşey gelmese de, yetişkin olarak bağ kurma tarzları ve bu tarzların yakın ilişkileri nasıl etkilediği konusunda bilinçlenmek bizim elimizde..

Sevme ve sevilme yeteneğinizden memnun musunuz? yakın ilişkileriniz samimi ve tatminkar mı? yoksa yaşamınız boyunca umutsuzca yakın bir ilişki mi aradınız? insanlarla yakınlaşmaktan kaçındınız mı? yakın bir ilişki için yanıp tutuştuğunuz halde, duygularınızın yoğunluğu yüzünden sevgililerinizi korkutup kaçırdınız mı?  yıllarca boş yere uygun kişiyi aradığınız için suçu partnerinize atmak veya "uygun aday yok" bahanelerine sığınmak yerine, aşk arıyorsanız, farkındalık ışığını kendinize tutarak, aşk hayatınızın sorumluluğunu üstlenebilirsiniz. Bunun yolu, genel olarak da sevgililerinize neden böyle davrandığınızı anlamaktan geçer.
Doyurucu ilişkiler kurmak herkesin hayali. Pürüzsüz olmasını beklediğimiz ilişkinin sadece filmlerde olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki filmler mutlu sonla biter fakat asıl önemli olan kavuşmanın ardından geçecek süreçtir.

Yaptığımız seans görüşmelerinde temel olan bir şey, eğer kişinin eş adayı yoksa yada henüz bir ilişkisi yoksa, bu talebini bir ihtiyaç olarak dile getirmesiyle başlayan kişinin ilk yanlışını anlayabiliyoruz. İhtiyaç, bir elmanın iki yarısı yada ruh eşim gibi kavramlarla açıklanır. Gerçekte ihtiyaç için birini hayatına çekmek kişinin tamamlanmamış taraflarını gösterir. İki yarım ilişkiden bir bütün ilişki olmaz. Yada iki sağlıksız kişiden bir sağlıklı ilişki doğmaz. Sevilmeye ihtiyacı varsa kişinin, kendini yeterince sevmediğini anlayabiliriz. Kendini yeterince sevmeyen birinin sevilmesi çok zordur, yada en basit ifadelerle; değer görmek, anlaşılmak, kendini özel hissetmek gibi ihtiyaçlardan bahsedebiliriz. Her biri kendi içinde bir eksiklik olarak algılanıyorsa hata buradadır. Elbette herkes sevilmek, değer görmek, özel hissetmek ister fakat kendinde bunları tamamlayacak dışsal talep yolu yanlıştır. Kişi ancak bunlara sahipse hayatına bu duyguları yansıtacak birini çekebilir.
Toy aşk şöyle der; "seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var" olgun aşk şöyle der;  " sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum." Erick Fromm

Bir kişinin nasıl bir ilişki istediğini bilmemesi de sıkça rastladığımız durumlardandır. Zannettiklerinden bahsetmiyorum. Gerçekten nasıl bir kişinin ve nasıl bir ilişkinin onları tatmin edeceğini bilmediklerinden bahsediyorum. Bir çok kurbağa öpüp hala prensini/prensesini bulamayan insanlar, hatayı prens/prenses adaylarında değil kendi flu beklentilerinde aramalıdırlar. Olmayacak bir ilişkiyi yürütmeye çalışmak yada kurbağayı ben prens/prenses yaparım yeteneklerim var demek yanlıştır. Doğru kriterlerle eşleşmeyen kişilerin ilişkileri yürümeyecektir. Bu sizin ilişki başarısızlığınız değildir. Sadece yanlış seçimdir.

Ne yapmak gerekir?

Önce aşık olmaya hazır mısınız kontrol edin. Ancak hazır hissettiğinizde aşık olabilirsiniz. İçinizde kırıntılarla doyamazsınız. Onları yutun önce. Bunun en etkili yolu odağınızı başka alanlara kaydırmaktan geçer. Neye odaklanırsanız orası büyür. Bilinçli olarak geçmişi düşünmeyin, anmayın, konuşmayın. Odağınızı değiştirdiğinizde istemediğiniz alan küçülecek yok olacaktır. Bu çok işe yarayacaktır. Bağınızı koparmak için kararlı olun. Eğer geçmişe bakıp acı çekiyorsanız bilin ki acı duygusu geçmişle bağınızı kesmek istemeyişinizdendir. Bilinçaltınız acıyı onunla tek bağ olarak görür. Bağınızı koparın gitsin. Bunu yaparken sizi memnun eden ve etmeyen davranışlarınızı ve reaksiyonları listeleyerek yaşadığınız bu ilişkiyi bir sonraki için fırsat öğrenme olarak değerlendirin. Ve geçmişinizdeki kişiye/kişilere sizi en iyisine yetiştirdikleri için teşekkür edin. Hakediyorlar.

Kendinizi tanımak için kendinize zaman ayırın. İyileştirilecek özelliklerinizi tamamlamak için bilinçli eylemler yapın. Gerekirse bir uzmandan destek alın. Her gün aynada kendine bakıp seni seviyorum diyen birinin kendini daha çok sevdiğine şahit olmadım. Bunun yerine başkalarını yada başka her canlıyı daha fazla sevmeye kendinizi adamanız mucize sonuçlar doğuracaktır. Sevdikçe sevgi çemberiyle donanacaksınız. Öğrenmenin en etkili yolu uygulamaktır.

Geçmiş ilişkilerinizi gözden geçirin. ona/onlara neden aşık oldunuz? hangi özellikleri sizi çekti.. liste yapın. Ayrılırken hangi olumsuz özellikleri için dertlendiniz. Olumlu ve olumsuz gelen özelliklerle bağlantı kurun. Örnek "çok güçlü ve bağımsızdı" bu yönüne aşık oldum diyebilirsiniz. Muhtemelen de ayrılma sebebiniz "bana yeteri kadar vakit ayırmıyordu"  olabilir. Şaşıracaksınız.

Diğer cinslerinize göre cazip olmanız için cazibenizi arttırmanız gerekir. Hangi yönlerinizi geliştirmeye ihtiyacınız var kontrol edin. Çekici olmak için içsel ve dışsal görüntünüzde kalıcı değişimler yaratın. Bu halinizle siz karşı cins olsanız kendinizi seçer miydiniz? Dürüst olun ve kendi üzerinizde çalışın. Özgüveninizi arttıracak değişimler yapın. Önce kendinize aşık olun. O zaman ışığınız, enerjinizle herkes sizin yanınızda durmak kalmak isteyecektir.

Eşruhunuzu aramayın.. muhtemelen bulamadan bu dünyadan gideceksiniz. Eşruhlara genelikle geçmiş yaşamlardan tanıdık biri diye bahsetseler de özünde değildir. Başka bir yazımda onuda paylaşırım. Ayrıca geçmiş yaşamlarda da birlikteysek bu yaşamda başka biriyle birlikte olmak daha eğlenceli olabilir. Görünen o ki, ulaşılması zor kişiler diye tanımladıkları kişilere ulaşmayı beceren kişiler onun ruh eşi olduğu yanılgısına düşer. İtmeyle bir yere kadar giden ilişki bitince de "pardon benzetmişim" dersiniz. Ayrıca yapılan istatistiklere göre, ulaşılmaz görünen kişilerin daha az talep gördüğü yönündedir. Ulaşılmaz oyununa dahil olmak ne size nede başkasına mutlu bir beraberlik şansı tanımayacaktır. Onun yerine doğallığınızla yanında olmaktan "mutlu" olduğunuz birini seçin. Sizin için en uygun kişi o olacaktır. Bunun için yüksek beklentiler koymayın. Denginiz ve doğal biriyle çok daha mutlu olma olasılığınız daha yüksektir.


Aşk bir kaç yılda biter diyenler yalan söylüyorlar. Öyle olsaydı aşık olmaya yeteneğimizi sonsuza kadar kaybederdik.. Öyleyse aşk sonsuzdur.. Önce kendinize aşık olun, o zaman aşık olmak için birine "ihtiyaç" duymayacaksınız, çünkü kendiniz aşkın ta kendisi olacaksınız. Bu enerji mıknatıs gibi gerçek ilişkiyi kendinize çekecektir. para parayı çeker gibi aşk aşkı çekecektir. Sizde olmayanı veremezsiniz.. Aşk istiyorsanız aşk verin.

Sonuç olarak; Sevilmek için Sevilebilir olun...



Sevgiyle,





....