27 Ekim 2010 Çarşamba

Koçlukta Akreditasyon hakkında bilinmesi gerekenler..

Akreditasyon hakkında: Dünyada 7 adet akreditasyon kurumu vardır..


  • European Mentoring and Coaching Council(EMCC)

  • Association For Coaching (AC)

  • International Association of Coaching (IAC)

  • International Coaching Council (ICC)

  • International Coach Federation (ICF)

  • ICN International Coach, Trainer and Therapist Network (ICN)

  • Worldwide Association of Business Coaches (WABC)


  • bunların 3 adedi dünya çapında popülerdir.. (AC, ICF, EMCC)  hepsinin kriterleri sadece eğitim veren kurum içindir. Yani akredite olan koç değil kurumdur. Akredite olan kurumdan eğitim alan kişi mezun olunca koç ünvanını kazanmaz akredite kurumunun sınav kriterlerini yerine getirmedikçe ve sertifika almadıkça.. Bireysel akreditasyon almak isteyen Koçlar, akredite olmak istediği herhangi bir kurumdan bireysel başvuru yaparak kendini akredite ettirebilir. Dünyada akredite olmuş Türkiyede tek kurum sadece Fa Coach Academy dir. Association for Coaching tarafından 2009 yılında eğitimleri uluslar arası recognised olmayı başarmıştır. Diğer tüm akredite eğitimler dışardan konuk eğitmen ve kurumlarla ithal edilmektedir.

    Akreditasyon veren kurumlar sadece 'şirket kimliğinde bir organizasyondur' ve hiçbir legal devlet bağlantıları yoktur. Non-Profit olarak çalışmak demek dernek yada federasyon kapsamında demek değildir. Dünyada koçluk adına çok az sayıda dernek vardır ve onlardan biri Türkiyede Fa Coach Academy tarafından 2008 yılında kurulmuştur. Dünyada koçluk adına kurulmuş bir Federasyon henüz YOKTUR.

    Dip Not: İyi bir koç olmak hangi kurumdan akredite olmuş eğitim almak değil, bu işe nekadar bilgi ve gönül yatırımıyla doğru orantılıdır. Dünyadaki en iyi koçlar hiçbir derneğe yada akredite kuruma üye bile değildirler.
    Etik ve dünya standartlarında eğitim almak için, eğitim veren kurumun, dünya çapında kurum kriterlerini ve eğitim içeriğini iyi araştırmak oldukça önemlidir. İyi bir koç olmak istiyorsanız her adımda kendinizden daha iyi bir koç olmak için kendi üzerinizde çalışmanız çok önemlidir. Bilgilenmeye devam etmek, yenilikleri takip etmek ve çokça seanslar yaparak kendi kişisel gediklerinizi doldurmak sizi kaliteli koçlar arasına sokacaktır. Aksi takdirde aldığınız eğitim boş bir çerçeve olarak duvarda asılı kalmaktan öteye geçemeyecektir. Diğer tüm branşlardaki okul diplomaları gibi..

    Çerçeveye bakmak mı,  içini güzel resimlerle mi doldurmak istersiniz?

    Sevgiler

    19 Ekim 2010 Salı

    Her An'a yeniden doğmak

    Bugün ne yaptınız? işinizde ne yaptınız? nereye gittiniz işinizin dışında? kiminle konuştunuz ne yediniz ne içtiniz? hangi deneyimleri yaşadınız? hmmm sadece düşündürmek istedim.. Ben bugün biriyle birlikte harika bir sohbet yaptım. Kaçıkça sohbetlerden.. arada bayılırım bu sohbetlere tabiiki eğer birşey öğreneceğime inanırsam, hissedersem.. insan ayırma huyum yoktur herkesten herşey öğrenebilirim, ama biliyorum diyenlerden asla!.. Bu özel kişi bana dedi ki, bugün benimle sohbet etmek için geçmişte seçimlerini buna göre yaptın. 93 te Antalyadan İstanbula geldin. Burada yaşadığım ve yaşayacağım bir sürü deneyim rastlantı vs an'lar için bugünü isteyen Fatosun geçmişteki seçimleriydi bunlar.. karmaşık gibi geldiğini biliyorum ama değil anlatmaya çalışacağım.. Zaman diye birşey yok. Bu an var tek gerçek olan. Bende geçmişte bu an'a göre seçim yaptım ve bugün yaşamak istediğim sohbeti gerçekleştirdim. Zaman şimdiydi ama an eskiden yapılmış bir sözleşmeydi ve gerçek olması %100 'ol' denen yürek zihin karmasıyla istenen şeylerdendi.

    Hala karmaşık geliyor mu bilmiyorum ama bugün olanların geçmişte yaptıklarımız olduğu gerçeğini her basit zihin kabul eder. Bu da böyle birşey ama bu kadar basit değil açıklaması. Bilinmeyen bilincimiz yani bilinçaltımız yürekten ne istediğimizi bilen ruhumuz ahh zihnin karşımıyla neler yapıyosun sen ruh? neden rüyalar görüyoruz kaynağı nerden geliyor bir düşünün? zihnin baskısı yok rüyalarda.. sadece duygularımızla başbaşayız orada. Sansür yok iyi yok kötü yok ama bolca duygu var.. gelen mesajlar semboller yüzyıllardır incelenir..

    Evrende zaman yok herşey an da oluyor. Flash back ler Deja vu lar.. Gelecek zaman yok geçmiş yok aslında. Matrixmi geldi aklınıza? yada başka bir film? olabilir. Zihin algılamakta zorlanıyor elbette.. beynimizin %10 nunu kullandığımızı düşünürsek pekte kızamayız zihnimize..

    Geçmişe dönüp baktığımda aslında bugünlere geleceğimi yada bu gibi deneyimler yaşayacağımı hiç aklıma getiremezdim. Akıl görmüyordu ama içimde taşan bişeyler varmıydı evet vardı.. Zihnim ne olduğunu açıklayamazdı ama.. hele nasılı asla!

    Bugün yaşadıklarımı geçmişdeki hamlelerime borçluyum, ruhumla istediklerim önüme yollar sundu ve ben aklımı da karıştırıp yoluma devam ettim herkes gibi..sizin gibi..

    Şimdi biraz daha çorba yapacağım zihninizi,
    Bugün yaptığım sohbeti gerçekleştirmek için benim 93 teki seçimi yapmam gerekiyordu. Tabiiki sohbet bir minik örnek, bütüüün buraya kadar yaşadıklarım için buraya yani İstanbula gelmem gerekiyordu buna İHTİYACIM vardı.. evet ihtiyaç! tıpkı şimdi yaşadıklarıma olan ihtiyacım gibi, geleceğimi inşa etmek için.. Gelecekte yaşayacaklarım için bugünkü deneyimlerimi yaşamaya ihtiyacım var!! İyi kötü yok.... yaşamak yaşamak ve taaki kalbinin istediğini aklınla birleştirene kadar dönen duran benzer sahneler..  yine yollar yollar bazen yanlış yollar, zaman kaybı evet ama kişi öğrenmediyse ruhtan geleni yapacak bişey yok..

    Bazen insanın bedeni ruhundan önde gider ve ruh acı çeker. Bir'lik yoktur.. ve hep birşeyler eksiktir bu yüzden. neye sahip olursa olsun, ne 'yaparsa' yapsın mutlu değildir ve bir süre sonra zaten kaybedecektir herşeyini. Ruhu çelme takacaktır, tokat atacaktır sıkıca.. bekle beni ağır ol eyy beden! eşitle benide al içine diye..Bir olalım.

    Gelecekte yaşayacaklarımız için şu an ne yaşıyorsak ona ihtiyacımız olduğunu bilmek demek bütün bunlar.. ruhumuzun işi, ruhumuzun partneri ve ruhumuza yakışan bir hayat.. şimdi yanlışlar yapılsada ruhun tokatlarını görmezden gelmek Bir'liği geciktirmekten başka bir işe yaramaz.. Ruhumuzu dinleyip aklımızla çerçevelediğimiz zaman ol' oluyor herşey. Bu an da yaratıyoruz herşeyi anlık hemen şimdi. Zaman başka zaman evrenin içinde harhangi bir dilimde olabilir bu ama ol'duğu kesindir artık!! ve sadece gerçek olmasını yaşamda görmek için zamanı beklemektedir.

    Ben bunun için güzel bir yöntem buldum bugünkü nefis sohbetten sonra.. Bugün yapmaya başladım. An'da yaşamak dedikleri ama lafta değil ruhta! ben şöyle yapıyorum; her an yeniden yaratıldığına göre herşey , her an'ı hiç daha evvel yaşamamışım gibi çocuk saflığında karşılamaya başladım. Gerçekten müthiş bir deneyimdi! hep kalbimin sesini duydum gün boyu!!  Geçmişe dair ne biliyorsam kendimle ilgili hepsini çöpe attım.. her yeni anda yeniden doğuyorum sanki.. geçmişte yarattığım inançlarım, kendime ait zihinsel tablom,  deneyimlerden öğrendiklerim, hayal kırıklıklarım, isteklerim, ihtiyaçlarım vs vs her şeyi ama herşeyi zihnimden uzaklaştırdım. Sanki her an'ı yeni yaşıyorum yeniden doğuyorum her güne değil  her an'a!   Her an'a yeniden doğuyorum ve zihnimin bastırdığı ruhumun sesini duymaya başladım.

    Ruhum sozsuz, silahlarım devre dışı ve ben kendimle uzlaştım. evet tam olarak bu! Kendimi kendimden özgürleştirdiğimi hissettim yoğunluğuna.. bu harikulade bir duygu..

    Sevgiyle.......

    12 Ekim 2010 Salı

    Huzurun ve Mutluluğun ta kendisi olabilmek..

    Kime sorarsanız sorun ne istersiniz diye herkes en kestirmeden mutlu olmak yada huzurlu olmak istiyorum der..  sonrada bunun imkansız olduğunu anlatmak için yaşadığı şeyleri sıralayacak ve ilave olarak şu olsa mutlu olurum bu olsa huzurlu olurum filan der. Genelde de, bu, şu dediği paraya ve mükemmel bir partnere gelir dayanır.. huzurunu bozan ya bu şu değimiz konularda eksiklik yada olanın yeterli gelmemesidir.
    Huzur kelime anlamı olarak aslında herkese farklı anlamlar ifade etsede kısaca kaostan ve karmaşıklıktan uzak durma halidir. Mutluluk ise huzurun içinde neşe ve keyif duygusu barındıran başka bir histir.

    Birçok kişi Huzuru arıyorum der.. bu "huzuru arama" lafına ben çok gülerim. Huzur arayan yada mutluluk arayan kişi bunu arıyorsa zaten bu duygulardan uzak bir hayat sürüyordur. Yani huzursuzluğunla benden huzur alacak kişi ya benide huzursuz ederse? ki bu kronik huzursuz yada mutsuzlarda mutlak sonuçtur malesef.. oyüzden bir dönem sonra oradan arkanıza bakmadan kaçarsınız.. kaçma zamanınız artık karşınızdaki kişiyi ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğinizi anladığınız zamandır.  Ki kimse kimseyi değiştiremez kendi istemezse..

    Bir arkadaşım vardı eskilerden.. Birgün bana demiştiki birini buldum oda aynı benim gibi huzuru arıyor.. Allah Allah demiştim 2 huzursuz birbirinde ne bulacak acaba? zaten bir müddet sonra kavga edip ayrıldılar..
    Huzuru aramak değil huzur olmak önemli olan.. Huzurun ta kendisi olabilmek.. Mutluluk aramak değil mutlu olmak, mutluluğun kendisi olmaktır önemli olan. Huzur yada mutluluk gibi soyut şeyler için hedef konmaz.. yani çok param olunca mutlu olucam yada mükemmel partnerimi bulunca yada patron olunca, yönetici olunca, araba alınca, evlenince, çocuğum olunca vs vs vs.. bunlara ulaşınca gerçek mutluluğun orda olmadığını gören milyonlarca örnek gösterebilirim hemen.. demek ki burda bir hata var. Zaten Nirvana yolun sonu değil yolun kendisidir. Bunu yolun sonuna gelince anlamak biraz zaman kaybı olacaktır.

    Bu yüzden insan mutlu ve huzurlu olduğu şeyleri hayatınca çoğaltabilirse bunu arayan değil yaşayan olacaktır.
    Ters çelişkiler genelde insanların değerlerine aykırı yada değerlerini yeterince hayatına yansıtamadığı için olur.
    Zaten sizi mutlu eden huzur veren ve keyif aldığınız şeylerin ne olduğunu biliyorusunuz..Bunları hayatınızda daha çoğalttığınız zaman sorun hallolacaktır hemen. Bunların ne olduğunu bilmiyorsanız yada yeteri kadar farkında değilseniz kendinize bir mutluluk günlüğü tutun. Hergün mutlu olduğunuz şeyleri yazın ve hayatınıza daha fazla mutluluk katmak için bilerek eyleme geçin. Yada huzur günlüğü yine aynı şekilde.. nelerin huzur verdiğini listeleyin ve hemen yapmaya yada bilerek çoğaltmaya başlayın. Bu bir çiçek, bir kahve, bir evcil hayvan yada kısa yürüyüşler meditasyon vs gibi basitce herşey olabilir.. birde huzuru yakaladığınız insanlarla daha fazla zaman geçirmek.. bunlar basit ama günlük hayatın içinde size huzurlu bir ömür verecektir inanın.. Çünkü bunlara odaklandıkça zihninizi kemiren en büyük enerji çekim kaynağını yani beyninizi yiyen ve başka birşey yapmanıza izin vermeyen toksin düşünceleri bilerek ekarte edeceksiniz. Enerji kaçaklarından kurtulmak hayat kurtarır. Bunu bir sonraki yazımda yazabilirim iyi konudur..

    Şimdi izninizle kahvemi içmek için buradan ayrılıyorum:) hepinize sevgiler..

    4 Ekim 2010 Pazartesi

    Kendime, bana şimdiye kadar verdiği herşey için sonsuz teşekkür ediyorum...

    Kendime,

    bana yaşattığı herşey için
    bana gösterdiği sabır için
    bana gösterdiği tolerans için
    beni şükranla ve minnetle doyurduğu için
    bana istediğim herşeyi tam istediğim kadar verdiği için
    istediğim herşeyi yine istediğim kadar vereceğine inandırdığı için
    bazen istediğimi zannettiğim ama 'bana' uymayan hiçbişeyi vermediği için
    nasıl olduğunu anlayamasamda bir çocuk gibi içimdeki sonsuz yaşama sevincimi
    küçücük şeylerle bile içimi coşturduğu için
    hala öğrenen ruhumu hep taze tuttuğu için
    çocuk saflığımı korkmadan göstermemi sağladığı ve hep beni mutlu ettiği için
    seçimlerimin sorumluğunu almamı sağladığı için
    iyi kötü bütün deneyimlerimden birşeyler öğrenmemi sağladığı için
    en karanlık anın şafaktan önceki an olduğunu bana hep gösterdiği için
    zihnimi aydınlık tuttuğu ve ruhumu hep ışıttığı için
    yürekten istediğim herşeyi bana kepçeyle sunduğu için
    yüzümü hep kocaman güldürdüğü için
    kanayan yüreğimi ruhumla sarmalayarak iyileştirdiği için
    insan olduğumu kadın olduğumu herzaman hatırlattığı için
    düştüğümde beni omuzlarımdan tutup kaldırdığı için
    güzel günleri gelecek diye değil zaten yaşadığımı farketmemi sağladığı için
    kimseye kendimi beğendirmek zorunda olmadığımı anlamamı sağladığı için
    kimsenin beni onaylamasına ihtiyacım olmadığını gösterdiği için
    kimseye muhtaç olmadan yaşamamı sağladığı için
    insanların söylediği iyi şeyleri yada eleştirileri içtenlikle kabul etmemi sağladığı için
    olduğum yeri hazmetmemi sağladığı için
    ruhuma bedenime ve zihnime gösterdiği saygı için
    özümü her gördüğümde ona hayran olmamı sağladığı için

    Ve kendimi her halimle sevmemi sağlamak için gösterdiği çabaya sonsuz teşekkürler....

    'Var'lığına minettarım ve Sonsuz AŞKla sadece sana bağlıyım.........
                                                                                                                         
    Şahsen.. ben.. kendim