29 Eylül 2010 Çarşamba

Problemlerinize kocaman sarılın..hayatınızın fırsatı orada gizli..

Yaşamda bütün insanların tek bir yaşam amacı vardır oda ‘mutlu olmak’. Mutluluk basitçe ne yaparken ve nasıl bir yaşam sürmekten mutlu olduğumuzu fark edip onu takip etmekten geçer… hayatın içinde biz onu yaşarken, birçok limon verdiği olur, daha da olacak. Bizim görevimiz bunlardan limonata yapmayı başarabilmek. 

Problemleri yaşarken bize hizmet ettiğini bilirsek ona olan duygusal yükü hafifletebiliriz. Ne yaşarsak yaşayalım durumun çıkılmaz hal almasının tek sebebi bizim ona yüklediğimiz duygusal enerjiden ibarettir. Bir dönem sonra iyi ki yaşamışım bunu dediğiniz olayları hatırlayın. Oradaki tek pişmanlığınız gereğinden fazla uzun süren derin acı yada ızdırap duyguları değimliydi?  Herkes yaşanılan benzer durumlarda farklı reaksiyonlar bu yüzden gösterir.

Yaşadığımız hayatı maksimum seviyede pozitif duygularla bezendirmeyi başarmak daha mutlu bir hayat sağlar elbette. Fakat unutmamak gerekir yaşamda her şey zıttı ile anlam kazanır. Yani siz mutsuzluğun ne olduğunu bilmeden mutlu olduğunuzu anlayamazsınız. Bu duyguya anlam yükleyemezsiniz. Üzüntü yaşamadan sevinci bilemezsiniz, huzursuzluk ve kaosu bilmeden huzurun nasıl bir şey olduğunu algılayamazsınız. Sevgisizliği bilmeden sevmeyi bilemeyeceğimiz gibi. Gördüğünüz gibi her şey bir bütün yaşamda. Biri olmadan diğeri var olamaz. Geceyi gece yapan gündüz, kadını kadın yapan erkek, sıcağı sıcak yapan soğuk gibi ve tabiî ki hepsi tersiyle birlikte yine aynı anlamlar.

Yine bu dualiteye göre çözüm içinde probleme ihtiyacımız var. Peki yaşamda çözüm ne için gerekli? Daha iyi olmak için, istemediğimiz şeyleri anlamak için, bir sonraki adımda gerçekten ne istediğimizi anlamak için, kim olduğumuza ve ne istediğimize dair hakikate ulaşmak için, elimizdekilerle daha hızlı koşmak için, bazen durmamız gerektiğini anlamak için, bizi neyin mutlu ettiğinin bilincine varmak için ve tabiî ki hayatımızın her alanında büyümek için gerekli.

Eğer probleme bakışınızı duygusal enerjiden kurtarabilirseniz orada sizi bekleyen aydınlığı daha rahat görebilirsiniz. Fırsatları daha rahat algılayabilirsiniz. Her şerrin bir hayır barındırdığını bilmek demektir bu. Hiç şüphesiz bu hayır sizin hayrınıza. Aynı şeyler tekrar tekrar oluyorsa bile. Burada öğrenilecek ders büyüktür ve sizi büyük bir farkındalık ve içgörüyle ruhunuza yakışana itmek için orada görmeniz için bekliyordur.

Söylemesi kolay dediğinizi duyar gibiyim. Ne oldu? Eşiniz sevgiliniz sizi terk mi etti? Aman ne güzel! Şimdi daha iyisini bulmak için elinizde mükemmel bir fırsat var! Nasıl birini istediğinizi gerçekten öğrendiyseniz tabii. Bunun için yine duygusal yükü bir kenara bırakıp sizi nelerin mutlu ettiğini anlamanız gerekir.  İşten mi atıldınız? Bu haberlere ben bayılırım!! Nedeni çok basit şimdi yine şapkayı önünüze alıp geçmişte sizi nelerin mutlu ettiğini, ne yaparken mutlu olduğunuzu anlamak için fırsat var. Bu fırsat sizi beklide hayatınızın işine götürecek. Unutmayın birçok başarılı kişi işten atıldıktan sonra kendilerini mutlu eden şeylerin peşinden koşanlardır. Şimdi analiz zamanı. Bundan önceki iş hayatınızda kendinizi öne çıkaran özellikleriniz nelerdi? Neler mutlu ediyordu ve onu iş olarak bile görmüyordunuz? Lütfen tekrar hatırlayın ki yaşamda hiçbir şey tesadüfen olmuyor. Her şey bir sonraki adıma sizi hazırlıyor. Çünkü artık orada durmamanız gerekiyor bunu siz göremediyseniz evren sizin yerinize düşünüyor ve sizin yerinize harekete geçiyor. Aslında içten içe bildiğiniz tam doğru zamanlamasıyla sizi o çemberin dışına itiyor. Bir sürü borcunuz mu var? Önce neden yaptığınıza bakın! Dürüstçe neleri satın aldığınıza bakın. Ödediğiniz tüm paralar hangi hayatı satın almak içindi? Hangi gücü? Hangi başarıyı? Hangi sevgiyi yada mutluluğu?  hangi eksiği doldurmak içindi? Şimdi bu analiz sizi yaşamın içinde yine tam yapmak için. Zaten olduğunuz gibi iyisiniz. Bunu fark etmeniz için daha ne kadar bedel ödemeye ihtiyacınız var bir bakın. Bu söylediklerim daha kaliteli bir hayatı hak etmiyorsunuz anlamına gelmiyor. Elbette hak ediyoruz ama elimizde olmayanı verirsek her zaman ekside kalacağımızda basit bir matematik hesabı. Diyorsunuz  ki bu bilgiler benim borcumu kapatmaz. Haklısınız! Ama lütfen hatırlayın bu sadece bugünün sorunu, bütün hayatınızın değil! Bu sorun belki geçen yıl yoktu yada daha evvelki yıl tıpkı bundan sonraki yıllarda da olmayacağı gibi. İnsanlar sadece bugünün sorununu çözmeye odaklanınca büyük resmi görmeyi unutuyorlar. Sonra rüzgarın oradan oraya sürüklediği bir yaşamın içinde buluyorsunuz kendinizi. Şimdi tekrar bakalım bugünün sorununa. Önce hangi tarihe kadar bu sorunun bitmesini niyet ettiğinizi planlamanızda fayda var. Bu sizi aynı zamanda bir gün bitecek düşüncesine taşıyacaktır ki bu gerçektir. Finansa dönüşecek hangi artılarınız var? Bir yerde çalışıyor olsanız bile sizi başkalarından ayıran hangi özellikleriniz var? Bunlar hobileriniz de olabilir. Paraya dönüşecek hem de yaparken zevk alacağınız neler var? Bahse girerim aklınızda aslında şunuda yapabilirim diyebileceğiniz birçok şey var. Aslında sorun her şeyi hemen istemekten kaynaklanıyor. Küçük bir adım, aklınıza takılan ve off büyük bir şey bu şimdi uğraşamam dediğiniz bir işin ilk başlangıcı olacaktır. Unutmayın yaşamdaki bütün büyük işler çok küçük bir eylemle başlar....  

sağlam konuydu değilmi:)) sevgiler....   

27 Eylül 2010 Pazartesi

Zihinsel savunma mekanizması mı? o da ne?

İnsan eskiyi hep hasretle anma eğilimi neden yaşar? bugünde eskiyecekse bugüne özlemimiz olacak mı yine? bu teoriye göre evet elbette olacak.. gelecekte bugünleri mumla arayacağız.. bir mumunda ne çok işlevi varmış şimdi farkettim:) neyse sulandırmayalım, insan doğası gereği(ruhsal bir sıkıntı yoksa) geçmişin güzel anlarını hatırlar hep. güzel yapan nedir onu peki? iyisiyle kötüsüyle yaşanan herşeyin iyisi hatırlanır çünkü. Neden? basit.. öyle yaratıldık!..

Ne muhteşem bir mucize olduğumuzu bir kere daha düşünün.. mucize yoktur diyeler kendine baksın kendisi mucize başlı başına zaten.. neyse biz konumuza dönelim..

Neden iyiyi hatırlarız? iyiyi hatırlarız demiştim.. sebebide, insanoğlu savunma mekanizmaları denen mucizeyle yaratılmış.. geçmişte yaşanılan acıları üzüntüleri hüsranları neden aynı şiddette yaşamıyoruz sanıyorsunuz? bir düşünün hayatımız boyunca yaşadığımız acıların hala bizi burkan midemize oturan acısını hala taşımak hemde hepsini!! yaşama şansımız sıfır olurdu. O yüzden zaman herşeyin ilacı denir. en büyük acılar bile birgün diniyor buyüzden.. yoksa hayatta kalmamız mümkün değil. Ne muhteşem yaratılmışız değil mi? işte bunlar bizim ruhsal savunma mekanizmamız. Sanki içimizde tıkır tıkır işleyen bir makina var...

Birde fiziksel savunma mekanizmalarımız var ki onlara bağışıklık sistemi diyoruz. Eğer bağışıklık sistemimiz olmasaydı parmağımızın ucuyla önünüzdeki pc ye saniyede dokunmamızla aldığımız mikroplar bizi anında öbür dünyaya boylamaya yeterdi. Bağışıklık sitemimiz nasıl süper işliyor bakarmısınız? nasıl bir mucizeyiz biz Allahım?

Burda bir eksik var.. ruhsal savunma mekanizması var fiziksel var peki zihinsel? zihinsel insan kendini neden sabote etmek ve bundan zevk almak eğilimi taşır? Bu Tanrının ben sana akıl verdim al kullan dediği şey. Bunu bizim düşünmemiz lazım.. İnsan zihinsel olarak kendini yer bitirir bugün benim yaptığım gibi.. ortada bir seçim var,  ya böyle mikrobik düşün ve bütün sinir hücrelerin seni onaylasın yada diğerine odaklan kolaysa tabii.. ya öyle ya böyle buyurun burdan yakın.. yol nereye götürecek ben nerden bilim.. biri aydınlatsa önümdeki yolları olmaz mı? bu işin kolay yolu yok mudur? vardır elbette.. zihinde temizlik..sakinlik ve akışta olmak.. bunun için zihni başka şeylere kaydırmak.. kendine hayrı olamayan Einstein ın dediği gibi durumu yaratan düşünce tarzıyla düşünmekten vazgeçerek birde.. sahi bu adamların hiçbirinin yaşamları normal değildi neden acaba? belkide görevleri gereği yaşadılar okadar ıyk kötü hayatı ne bilim.. neyse banane.. bana bir cost benefit analysis lazım hemen ama üşeniyorum sanırım.....yanımda bir koç olsa kolay olurdu.. off bunun için bir ilaç olsa olmaz mı daha kolay olur herşey hemde şimdi hemen..bir tane al seçim yapsın senin adına...o yol değil bu yol desin ne güzel olur..  daha yapılmadı mı? .........biri bana ambulans çağırsın ozaman 

9 Eylül 2010 Perşembe

Sezen Aksu sokağının adı neden önemli?

Sezen Aksu nun adı verilmişti İzmirde bir sokağa. Şimdi orada oturanlar imza kampanyası başlatmış sokak adının değiştirilmesi için. bu hareketi ben destekliyorum.. Neden? Sezen rahmetli Türkan Saylanın kardelenler projesine destek verdi ve bir şarkı yaptı kardelenler diye.. ne güzel.. sonra ergenekon denen ne olduğunu hala belli olmayan bir girdabın içinde kendisinin rengini anladık.. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? olay dışardan ancak şöyle yorumlanır; biliyosunuz Tarkan bile içeri gönderildi ve hmm bak biz herkesi tarumar ederiz diye halka mesaj gönderildi!! ayağını herkes denk alsın? yani bize denklesin ayaklarını te okaa......bazıları korktu.. bazı sanatçılar?? da korktu.. sanırım Sezende..bu benim görüşüm elbette... yada öyle görünüyor..aha ona yapılan banada yapılabilir.. benim bildiğim sanatçılar dünyada adaletten yana Ülkelerinin sağlığı yanlışlara hep baş kaldırırlar anlamsız düzene..

Yakışmadı hiç.. neden? ilerde yok olacak Sezen de hepimiz gibi.. ama kimse arkasından Ülkesi için bir Che edasıyla içini dolduran bir şarkı yazamayacak.. ellerinde done yok çünkü..

Nesi büyük onuda anlamam? hangi başarıları var hangi derde deva aktivasyonu hatırlıyosunuz? Ülkemiz için hangi taşın altında gördünüz? yoksa benmi hafıza kaybına uğradım?.. başarı delil bırakır onun delili ne? bir MTV de avrupa müzik ödülü alan Emre Aydın benim gözümde daha başarılı neden? çok şey üretmek değil üretilenin hangi mecrada değer gördüğü önemli bence..

Evet anlıcağınız ben Sezen i pek sevmem.. sesi hep kulağımı tırmalardı ve hep lütfenn bu kadın şarkı yazsın ama söylemesin derdim.. herkesin derin hayranlığından çoğu zaman söylemekten imtina ederdim bunu.. giderek dahada sesi kötüleşiyor bana göre ve tahmmül edemiyorum dinlemeye ne yalan söyliyeyim..Üzerine söyledikleri ve bir öyle bir böyle yaptıklarınıda koyunca ı ıhh olmadı diyorum.. Ama ne olursa olsun bir isim olmuş kişinin daha kimlikli olmasını bekliyor insan..

Pakistana Angelina Jolie gitmiş bayramda. Tv de seyrettim. Angelina Pakistana gidiyor ve felaketzedeler için yardım etmeye devam edin mesajı veriyor.. Reklam yada vs kazançları beni ilgilendirmiyor.. dünyada her tv de bu mesajı yayınlandımı ona bakarım.. mesaj elinizi burdan çekmeyin..

Siz hangi bizim sanatçı??mızı hatırlıyosunuz bu tür aktivasyonlarda? dünya sanatçısı olmadığından elbette Sezenden beklemiyorum. Ama kendi Ülken için ne yaptın neye borunu öttürdün diye bakarım.. neye dikkat çektin neye katkın oldu ne yaptın?? yada bakarım neye köstek oldun..

Siz sanatçılar yada ünlüler korkularınız yüzünden taraf olduğunuz ve sizinde açıklayamadığınız sandık sonucunda kazancınız sonunuz Tarkan gibi olmamak mı yoksa bu Ülkenin nereye gideceği gelecekti yönünü belirlemeye size de korkuyla misyon edindirmiş kişilerce başka beklentileriniz mi var?

6 Eylül 2010 Pazartesi

Nerde hata yaptım hocam?

Hayatımızı nasıl yaşadığımızı dışardan görebilseydik ne güzel olurdu diye düşünürüm bazen..

Dışardan görmek ama kimin gözlerinle?  ne tuhaf ama kim değerlendircek peki? mükemmel olması lazım ama mükemmel olan insan olamaz!!  olsa olsa benimde bilmediğim başka bir varlık olur.. ama isterdim dışardan kendime bakmayı görebilmeyi yada değerlendirilmeyi..


Sizce nasıl yaşıyoruz? nasıl görünüyoruz? nelere seviniyoruz? nelere üzülüyoruz? neleri seviyoruz yada nefret ediyoruz? nerelerde fazla oluyoruz nerelerde eksik? düşünüyorum da ben kendi hayatıma tarafsız bakabilmeyi başarabilsem sanırım bazılarına çok gülerim:) bazılarına kızarım off bumudur diye?? bazılarına hayır yapmaaa derim.. bazılarına ne güzel yapmışsın harikasın derim.. bazılarına yok artık okadar da değil derim.. başka ne var mutlu olabileceğim diye merak da ederim ben..

Bazen de şöyle düşünüyorum; farzadelim ki hayatın içinde oyuncuyuz ve bir futbolcu edasıyla oynuyoruz mesela.. hedef birilerinin bizi görmesi takdir etmesi ve değerimize değer katarak daha iyi şartlarda başka hayatlara transfer olmak...

Bir antrenör kenarda elinde kağıt kalem hatalarımızı not etse.. bizi gözlemlerken bir süre sonra kırmızı kart göreceğimizi hissetse ve zarar görmeyelim diye oyundan alsa..güzel olmaz mı? bir hakem olsa sarı kart gösterse faul çalsa toparlansak olmaz mı?

Hayatımda kaç sarı kart, kaç kırmızı kart gördüm bilmiyorum saymadım:) ama bundan sonra daha az faul yapmak için daha ne öğrenmem gerektiğine bakıyorum, çabalıyorum..bazen gücüm yetmezse Tanrıdan yardım dileniyorum.. Tanrım benim antrenörüm  gibi nerde hata yaptım hocam diye dileniyorum.. nerde yanlış yaptım? şimdi beni oynatmıcakmısın ama çok hırs doluyum, takmışım önüme geleni görmeden hedefe koşmaya ..deliler gibi.. tek hedef gol atmak halbuki.. başka ne amacım olabilir ki? ama dersen ki öyle gol atılmaz, seni daha golü atamadan oyundan atarlar dikkat et ne yaptığına, ozaman işte ozaman anlarım hayatımda hangi çamları devirdiğimi.. şimdi geriye dönersem o çamlardan olsa olsa ancak bardak çıkar hocam..

Hayatta şimdiye kadar elbette epey iyi maçlar çıkardım.. çıkarmayada devam edeceğim daha da olgunlaşmış bilincimle.. şimdiye kadar bazen düştüm yaralandım oyuna dönmek için bekledim, bazen oyun dışı kaldım istemeden, bazen de oynamak istemedim.. çok yorulup dilim dışarda kalp krizi geçiyorum sandığım zamanlarda oldu.. çok coştuğum zamanlarda oldu.. sevinçten kalbimin küt küt attığını kulağımla da duydum..

Fakat en sonunda esas önemli olanın oyunda bol gol atmak değil o oyunu oynamak olduğunu yaşarak öğrendim hocam......

Beni izlemeye devam et bende dilenmeye devam edeyim... bırakma kalemi kağıdı elinden hocam, uyar beni bir sonraki oyun için değil şimdi için bu an için.. izin ver hep bilim ki benimlesin..ben biliyorum ki ben sensiz bir hiçim hocam..