18 Nisan 2016 Pazartesi

Bebi'min ardından..

Bundan yaklaşık 4 ay evvel, bir sabah ofisteki kızlarla kahvaltı için Valikonağında bildiğim bahçeli ve güzel bir kahvaltı salonuna gittik. Ocak ayı ve tabiiki soğuktu ama İstanbulda heryerde ısıtıcılarla rahat bahçeli ortamlardan fayadalanılabilinecek yerler var. Bu da onlardan biriydi. Masamıza oturmuş önümüze gelen tek tek tabaklara saldırırken bir yandan ön masada boş sandalyede oturan tatlı bir kedi dikkatimizi çekti. Kıvrılmış uyurken yanındaki sandalyede oturan adamı pek sallamıyor gibiydi, ya da tam tersi adam kediyi.
Karşıdan sırnaşıp bikaç sevgi sözcüğüyle sandalyesinden atlayıp bizim masamıza geldi ve benim ayak ucunda durdu. Bende kucağıma aldım ayy ne sevimli bıdı bıdı şeklinde severken baktım kahvaltı hesabı kasada hesap öderken kedi kucağımzda bizimle yeni bir yola çıktı. Onu çok sevip yuva olmaya karar vermiştik.
Neyse uzatmadan geçeyim. Bu kedi nasıl olduysa kalbimi çalmıştı. Home office çalıştığımdan bakmak kolay olacaktı çünkü bizim diğer hatunlarda kediyi pek sevdi.
Ofisten evvel veterinere gittik, veteriner ateşi var dedi iğne yaptı, pire vs ilaçları ve veterinerde ona uygun bir yuva olacak ihtiyacı olan her şeyi aldık; yatak, kum, mama, taşıma çantası vs..
hemencik taşıma çantasının içine hop koyduk ve macera başladı.
1 hafta sonra aşı yaptırmaya gittik, 2. aşısı için 2. hafta gittiğimizde,  adını isim bulamayıp ağzımdan hep bebi bebi diye çıktığından adını Bebi koyduğumuz bu melekimsi el kadar varlığın hasta olduğunu öğrendim. Önce anlamadım dr corona virüsü vs diyor ben tabirleri anlamaya çalışıyorum hay allah tamam neyse tedavi ederiz diye içimden geçiriken dr vurucu cümleyi patlatıyor; "her şeye hazırlıklı olun."
15 günlük bir kedinin beni bu kadar sarsabileceğini düşünmedim. (kediyi aldığımızda 3 aylıktı ve annesi ölmüştü).  O an her şey kararıp isyan ettiğim nadir anların benzerini yaşadım.
Tedavisi yok, ilaçlar belki ömrünü uzatacaktı. Eve geldiğimde ağlamaktan ve minik bebeğim görmesin diye gizlice tıksırmaktan, bir yandan da masum yavrumu kollarımda sevgiyle beslemekten tuhaf bir gün yaşadık. Ben hemen araştırmacı özelliğimle o gece yüzlerce o pis hastalıkla ilgili bilgi taradım, makaleler, hasta deneyimleri vs vs.. okudukça umudumu kaybediyordum, yüzüm düşüyor, nefes alamıyordum.
Dr gözetiminde uzun süre tedavi oldu, iğneler iğneler.. sonra kortizon tedavisi.. ama hiç biri fayda etmedi. Oğlum hep kötüye gitti.. bazen güçlenir gibi oluyordu ama akşamına yine hastalıktan bitkin yüzünü görüyordum.
İçimde belki bu değildir hastalığı diye umudumu kaybetmemek ve ona pozitif enerji verebilmek için mücadele ettim. Ama olmadı. Bu sabah yenildik.
Bugün sabah görmemeyi dilediğim cansız bedenini gördüm. Öyle masumdu ki, yine kucağıma aldım öptüm kokladım ama bu seferki içimde patlayan isyanla beraberdi..
Canım oğlum, 4 ay boyunca bana dost olsun, sevginin doruklarını yaşattın.. Minik bedenin hastayken bile hep beni aradı, dibimden ayrılmak istemedin. Beraber uyuduk, yan yana beraber direndik. Bu sevgi beni öyle mutlu etti ki, öyle güzel hissettirdin ki, hiç kollarımdan ayrılmak istemedin, istemedim.
Hep sınav yapan bir güç varsa bu neyin sınavı diye düşündüm, ya da düşünmeye gayret ettim. Şu an aklım yerinde olmadığından sadece laf olsun diye söylüyorum.
Bugün minik bebeğimi oynarken seyretmeye doyamadığım minik toplarıyla, diğer oyuncaklarıyla beraber gömdük.
Birbirimize çok alışmıştık.
Cennette görüşürüz dünyanın en tatlı kedisi, benim Bebim, dünyanın en güzel patisi. Anniko hep yanında nerede olursan ol bebeğim.  Seni hep seveceğim..



Edit: 18.04.2016 Bebi'mden cevap... 
Dün gece ilk defa bebeğimden ayrı uyudum. Uyumaya çalıştım. Merak ettim hayvanların ruhlar alemindeki yerini, bebeğimin gittiği yeri. Yatağımda annem gittikten sonra bana çok iyi gelen bir hipnoterapistin hastalarıyla yaptığı ölüm ötesi deneyimleri konu alan 3 harika kitabını karıştırdım. Sevgi varsa o ruh ruhsal alemde bizimle beraber. Ve giden ruhların kalan sevdikleriyle nasıl bağ kurduğunu ve rüya dahil değişik kanalları kullanarak iyi olduğunu anlattığı vakaları okudum. Öylece uyudum. 
Bebeğim rüyama girdi, rüyamda sol kaşımın üzerine bir tırmık attı.. ben arkadaşlarıma telaş içinde tırmık izini gösterdim bakın burada iz var kanıyor değilmi diye.. hepsi evet evet dedi.. ama rüyamda da biliyordum bebeğimin öte aleme gittiğini, ama gitmedi işte kanıtı der gibi o ize çok çok mutlu olmuştum.
Bu rüya bana bebeğimden bir mesaj. kısaca hissettiğim "ben iyiyim ve hiçbir yere gitmedim, seninleyim." hatta gece rüyadan uyandığımda onun kokusunu duydum inanılır gibi değil!! beynimin bir oyunu mu bu dedim bir daha kokladım ama resmen benim bebeğim kokuyordu burnumda. Sabah güzel uyandım velhasıl.. demiştim benim kedim dünyanın en tatlı, en akıllı en güçlü kedisi diye. Aynen öylesin bebeğim... 

17 Ocak 2015 Cumartesi

Sadece Sana...

Bugün tam 4 yıl oldu beni sebepsiz bırakıp gidişin..
Kalbim hiç tanışmadığı acılarla tanıştı o gün. Aniden gidişinle hiç beklemediğim alaboralarla; hiç tanışmadığım, hiç farkında olmadığım tufanlara karşı hani yenik düşeceğini bile bile kavga etmek gibi delirdiğim o gün... Dünyanın bir son günü varsa ben artık o günü tanıyorum.... Nasıl bir şey olduğunu biliyorum, o yüzden dünyanın sonu artık bildik duygularla istediği gibi gelebilir. Kimin umurunda? 
Kafam karışmıştı belkide dünya değiştirmiştim, belki bir illizyonla hayata yaşıyor süsü verilmişti, belki hiç birşey zaten gerçek değildi?  Bir daha hiç birşeyin eskisi gibi olamayacağını anladığım o gün. Hatta eski varmıydı ondan bile şüpheye düşmüştüm.  Ya ben varmıydım? Sen varmıydın? Biz varmıydık?
İnsan olmayı unuttuğum devam eden günler, aylar... yaşamak ne kadar anlamsız bende gitmeliydim orası her neresi ise..
Belim kopacak gibi ağrıyordu, kalbimdeki acı kabına sığmamış birde fiziğime saldırıyordu sanki.. işkence eder gibi hemde. Belimde bu yükü taşıyamıyordu sanki..
Ama neyin önemi var dı ki onun olsun? Bana herkes kendini bu kadar yıpratma derken ben sadece "o gitti artık yok, ben acı çekmişim bu çok mu" diyebiliyordum..

Ben seni böyle hatırmak istemedim hiç.. yanımda olmanı tercih ederdim çünkü. Hep kızdım çok kızdım, gökyüzünde melek mi eksilmişti seni benden aldılar? Benim melek Annem.. sensizliği ancak kelimelerin ruhu olsa onlar anlatabilir, ben değil.
Sen gittin ben o zaman büyüdüm. Şimdi hayatla hesaplaşıyorum. Onu karşıma aldım sen kimsin anlat bakalım en başından diye hesap soruyorum.. sorguluyorum hala ne istiyor anlamaya çalışıyorum.

Keşke bunu da görseydin dediğim çok günler yaşadım. Görsen mutlu olacağın çok şey yaptım, başımdan öpeceğin çok günler yaşadım benim güzel Annem. Üzüntü nedir artık pek bilmiyorum, içimdeki bütün limitimi sana harcadım çünkü. Tek gerçek üzüntüm sen kaldın, içimde yanan bir mum o günden beri sönmüyor.

Sevginin tek gerçek olduğunu anladım seninle.. kaybolmayan tek şey. sevgin heryerde sen nerede olursan ol. Sana ulaşmak için sevginin ucunu takip ediyorum.. Belki herşey biter ama sana sevgim asla be güzel Annem..

Her zaman seninleyim her zaman sevgindeyim..

Sonsuza kadar Kızın..

27 Aralık 2014 Cumartesi

Sana kişilik bahçemin dikenli tellerini göstereyim bebeğim..




Başkası istiyor diye yapmaktan hoşlanmadığınız, yada size yapılmasından hoşlanmadıklarınızı her seferinde o densize açıkça söyleyin. Duygusal risk almak, sınırları korumak  konsantrasyon ve çaba gerektirir. Ama sonu muhteşemdir.

İstemediğiniz ne ise bunu açıkça net bir şekilde ifade edin. 
Suçlama, yargılama yapmadan.
Karşınızdaki kişinin kişiliğine saldırmadan.
Yani pozitif ve sakin bir duruşla incitmeden yapın.
Bu konuda ısrarcı olun, her seferinde söylemekten bıkmayın, ama hatırlayın sakin ve pozitif.

Hala anlamadı mı? vitesinizi davranışlarınıza takın.

Davranışlarınızla ona anlatın, yol gösterin.
Davranışlarınızla onu dövmeden, sakin ve pozitif bir duruşla.
Bu konuda ısrarcı olun, her seferinde farklı davranmaktan bıkmayın, ama hatırlayın sakin ve pozitif.

Zaman verin.. her şey bir günde değişmez..

Hala anlamadı mı? 

1- Kişi hayatınızda vazgeçemeyeceğiniz biri mi? yani ailenizden, iş arkadaşlarınızdan biri yada birlikte yaşamak zorunda olduğunuz biri ise, davranışa konu olan durumlarla muhattap olmayın. İş ise konuşmayın, hayalleriniz ise anlatacak başka birini bulun, yada yemekten cinselliğe herhangi bir konu ise kestirip atın. Sessiz sakin ve pozitif yine.. burada amaç güç savaşları değil, sadece sınırları korumak.

2- Kişi dış kapının dış mandalı ise, yokluğu hayatınızda hiçbirşey kaybettirmeyecekse, ona kapıyı gösterin. Hayallerinize ayırmanız gereken zamanınızı, enerjinizi ve gayretinizi kimseye çaldırmayın. 


Sevgiyle,


26 Aralık 2014 Cuma

Neden aptalca vericisiniz?

İnsanlara bol kepçe verdiğiniz zaman fazlasını isterler ve veren taraf olmanızı isterler bıkmadan. Siz vermekten bıktığınız zaman ise geçmiş olsun artık iyi kişi olmaktan kötü kişiye terfi edersiniz. Biraz şanslıysanız vasata geçersiniz.

Tanıdık geliyor mu?

Zihninize anılar saldırırken "Bunu biliyorum işte bu benim! bu yüzden insanlardan hep zarar görüyorum " dersiniz. Değişmeye and içersiniz ama gelin görün ki hücrelerinize yapışmış bolkepçe manyakça veren virüsünüz sizi bir türlü rahat bırakmaz. Lafta bilirsiniz ama icraatta sınıfta kalırsınız hep. Sanki verebileceğinizden azını verirseniz insanlığınızdan bir şey kaybedeceğinizi hissettirir içinizdeki lanet olası insan sevgisi.


Zavallı çocuk. Sen insanları sevmeye devam et elbette, kendini bu yolla sevebiliyosun çünkü. Değersizleşmeye giden 10 yol diye saysam eminim güzel ruhunun içine eden sana dair 10 davranış sayarım. Devam etsem yüzelercesini bile çıkarabilirim büyükten küçüğe ah ahh.

Herkes almak ister veren olduktan sonra bu çok normal. Seni sevenler olduğu kadar sevmeyenlerin de olacak bu kötü birşey değil. Doğa böyle. Şimdi rahat ol ve bırak insanlar sevmediği kadar seni sevmesin git bu özgürlüğünü yaşa. Doğada sevilmeme hakkını kullan. Aslında sen böyle yaptıkça.. daha çok sevileceksin be çocuk.. al sana ters çaba kuralı, neyden kaçarsan o seni kovalar.





Sevgiyle,

10 Ağustos 2014 Pazar

Şanslısın Tanrı'nın senin için daha iyi bir planı var


Kandırma kendini Tanrı başkasına kıyak geçmiyor. Bugün sen acı çekiyosun diye, başkaları da çekmek zorunda değil. Herkes hayatının belli dönemlerinde acı çeker. Aynı zamana denk gelmesini neden istiyorsun? ne saçma..

Herşey sana değil. Ama senin direncin hep sana.

Acıyı doğuran beklentidir. Beklentiler, sonuca duyulan bağımlılık. Unutma olmaması gereken şeyleri sen Tanrıdan daha iyi bilemezsin. Tanrı'nın sunacaklarından çok kendi beklentilerinde diretiyorsan,  daha çok beklersin acıyla. Diren direnebildiğin kadar, ne zaman ki direnmekten vazgeçtin, bil ki o zaman herşey düzelecek. Sen bu tür şeyler için  "zaman herşeyin ilacı" diyeceksin ama ilaç direnmekten vazgeçtiğin an damarlarına enjekte olur. İlacın şimdiki zaman olsun. Direnerek geçirmeyi arzuladığın  acı dolu günlerin/ayların değil. Yazık sana...

Acı varsa bil ki hala beklentidesin ve hala onunla tek bağını(acı ile) koparmak istemediğin için. Acıdan vazgeçince beklentinden de vazgeçeceksin ve sana asıl zor gelen bu. Kendin çok biliyorsun ya, hiç Tanrı aklına gelmiyor. Senin seçeneğin yoksa Tanrı'nın da mı yok sanıyorsun? Sen tek seçenek diye görüyorsun da Tanrı'nın planında seçenekler deryaları var başını çevirip görmüyorsun. İlla sen halleceksin ya herşeyi!

Beklentinden vazgeçtiğin an acı bitecek. Ne istediğini sorgulamak ve daha iyi bir hayat planı için bunu yapmak zorundasın. Tanrının senin için hazırladığı diğer seçeneklerle bir an evvel buluşmak için buna ihtiyacın var. Şöyle düşün, Tanrı diyor ki, bırak onu senin için daha iyi planlarım var, sen olmaz olmaz ben bunu istiyorum diyorsun.. sen kimsin ki Tanrıdan daha iyi bileceksin be çocuk?

Hayat herkese aynı hayat. Böyle bak hayata, kötüde iyilik beklemeye başla, baktın olmuyor de ki; "Tanrım sen benden daha iyi çözersin bu durumu, ben halledemiyorum, lütfen benim yerime sen hallet" de. Ve dön git düşünme bir daha.. Bak nasıl birden herşey renk değiştirecek, renklenecek herşey........
Heyecanlan bilmediğin geleceğin için, Tanrı'nın "vay bee" dedirtecek sürprizleri için....

 Sevgiyle..